BOOKSIAY  ©
Karanlığın Sol Eli

KARANLIĞIN SOL ELİ – Ursula K. Le Guin

Karanlığın Sol Eli

“Işık karanlığın sol elidir

Karanlık da ışığın sağ eli.

İkisi birdir, yaşam ve ölüm, yan yana

Yatarlar kemmerdeki sevgililer gibi,

Tutuşmuş eller gibi,

Sonuçla yol gibi.”

Ursula K. Le GUIN

Karanlığın Sol Eli romanının tamamen yabancı evreninde gezinirken, cinselliğin toplumu nasıl değiştirdiği üzerinde, derin düşüncelere dalacak ve etkileneceksiniz. Eril ve dişil olmayı, cinsiyet kavramının toplumsal etkilerini, hatta cinsiyetsizliğin yarattığı toplumsal ve bireysel etkileri, çok gerçekçi bir şekilde tasvir eden Le Guin’in ütopya ile distopya arasında gezinen dünyasında, duygularınızın ve düşüncelerinizin kaosuna gömüleceksiniz.

Kitaptaki en önemli çıkarımlardan biri,  evrene sadece cinsiyetinizi ve cinsel hayatınızı belirleyen organlarınızın penceresinden bakıyorsanız,  gördüğünüz dünya bir tahliye ve atık borusunun manzarasından daha anlamlı olmayacaktır.

İkincisi ise; yaşamınızın sınırlarında dolaşmaya başladığınızda kiminle işbirliği yaptığınız, kime güvendiğiniz ve kimi sevdiğiniz sürprizlere açıktır. Gerçek eşitliği ve özgürlüğü ancak o sınırlarda bulursunuz!

Le Guin’in düşünceleri ve hayal dünyası günümüz insanlarının bile algılamakta ve anlamakta zorlanacağı türden. Kitaplarını okumaya başlamadan,  öncelikle onun hayatını incelemenizi ve kurduğu dünyalarla ilgili algılarınızı genişletmek için, zihninizin sınırlarını açmanızı tavsiye ederim. Bildiğiniz ve alışık olduğunuz her şeyi tersyüz etmeye kendinizi hazırlayın.

Kitabın hitap bölümünde “Charles için Sine qua non” notu vardı. İçimden “Aysun” dedim “ Sen ne yaptın?”.  Benim bilimkurgu yolculuğum Jules Verne, Arthur C. Clarke ve H.G. Wells ile başlamıştı. Kırk yıllık dostumun içine doğarak bana hediye ettiği roman ise ilk “Le Guin” kitabım oldu ve macera devam edecek 🙂

Le Guin Felsefesi

Le Guin “Bilimkurgu önbilici değildir, betimleyicidir.” diye savunurken Schrödinger’in ünlü kedi deneyine benzeterek, “deneyin gösterdiği gibi kuantum düzeyinde “gelecek” öngörülemez- gerçekliği, mevcut dünyayı betimlemektir” diyor.

Önsözdeki “bilim kurgu” tasvirlerini, yazarlar, romanlar ve sanatla ilgili fikirlerini okurken Le Guin’in zihnine transferim tamamlanmıştı.

Bilimkurgunun duayenlerinden kabul edilen Ursula K. Le Guin kitaplarında oluşturduğu  kurgusal dünyalarda bireyin toplumsal ve siyasal etkileşimleri üzerinde duruyor. Le Guin, kar beyazı ışığın içinde gölgelerini yaratırken, bizim varlığımızı etkileyen en önemli faktörleri yok etmiş:

  • Farklı iklimler yok
  • Farklı cinsiyetler yok
  • Mülkiyet hakkı yok
  • Güç yok
  • Savaş yok

Krishnamurti’nin de belirttiği gibi, on binlerce yıldır programlanarak gelen bir beynin en güncel yetiştirilme versiyonuna sahip olsak bile,  doğar doğmaz kimliğimize, ilk olarak en eski özelliğimiz yapıştırılır.

Herkes o meşhur soruyu sorar: Kız mı, erkek mi?

Bilinen o “ ilk an”ımızdan itibaren, dünyamız da daha aldığımız ilk nefesimizde ikiye bölünür. Sonrasında tüm varoluş çabası ve yaşamın devamı bu dualist dünyanın güç savaşlarına dönüşür.

Karanlığın Sol Eli ve Kış Gezegeni

“Bilimkurgu”nun en önemli iki ödülü olan Hugo ve Nebula’yı kazanarak kısa zamanda türünün klasikleri arasına giren Karanlığın Sol Eli, dünyamıza çok benzeyen bir farklı bir gezegende geçmektedir.

Kör edici beyazlığın ışığının gölgelerinde, her yanı karla, buzla kaplı, her zaman soğuk bir dünya düşünün; bir “kış” gezegeni Gethen. Ortalama sıcaklık çoğunlukla eksi değerlerde. Yaz ve ilkbahar kısacık ve bildiğimiz anlamda mevsimler yok. İklimin her zaman soğuk olduğu bu yerde yüksek teknoloji ürünü hiçbir şey yok. Medeni hayatın ilerleyişi çok yavaş. Ulaşım araçları yok. 

Gethen gezegeninin tasvirlerini okuyunca hikâyeye ilgim arttı. Eşzamanlı olarak incelediğim Zecharia Sitchin 12. Gezegen kitabındaki iddialarında bahsettiği kayıp gezegenin fiziksel tanımlarıyla örtüşüyor.

Gethen gezegenin farklı insan toplulukları ve ülkeleri var. Her birinin yönetim şekli ve yaşam felsefesi dünyadaki gibi farklı. Tüm yaşayan “insansı” tür cinsiyetsiz ( androjen) ve onlara “Somer” deniyor. 26 gün süren bir aylık döngünün ancak birkaç günü ( Kemmer Dönemi) hormonal olarak belirli bir cinsiyete evrilebiliyorlar.

Toplumsal hayat “Kemmer” döngüsüne göre şekilleniyor

Üremeleri ve çoğalma şansları ancak bu dönemde mümkün oluyor. Bu nedenle doğurganlık kazanıp doğum yapabilen kişi dişil ya da eril olabiliyor. Daha açık bir anlatımla bu dünyada hem anneler, hem babalar doğuruyor.

Çiftlerin sorumlulukları eşit paylaşılıyor. Freud’un Oidipus kompleksi burada çalışmıyor. En baştan analık ve babalık olmadığı için koruyucu ve korunan yok. Dolayısıyla hükmeden ve hükmedilen de yok. Zincirleme olarak güçlü ve zayıf da yok.

Bütün bunların doğal sonucunda da tecavüz yok, şiddet yok, savaş yok. İnsanlar rekabet ve güç kullanma dürtülerini soğuk gezegenin iklimiyle mücadele ederek gideriyorlar. Onların en büyük savaşı baharları bile (-) derecelerde geçiren bu gezegende hayatta kalmak üzerine.

Gezegenin her bölgesi ayrı kanunlara ve kurallara göre siyasal disiplinler kursa da, geleneksel yapı ortak kültürde birleşiyor. Kuralların uygulanması için yazılı kanun olması bile gerekmiyor. İstikrarlı davranışlarla bir teamüle dönüşebiliyor.

Gethen ’de insanlar kadın ve erkek olarak değil “insan” olarak değerlendiriliyor.

Yüz kızartıcı ve onur zedeleyen iki suç var: İhanet ve hırsızlık!

Cezası suçun durumuna göre, itibarsızlaştıran bir toplumsal dışlanma ve sürgün.

Genli Ai: Elçi

Gezegenler arası ilişkilerin sıradan olduğu bu yaşamda geçen hikâyemizin, ana karakterlerinden ilki Genli Aİ. Hikâyelerin tamamını Ai’nin gezegene indikten sonra yaşadığı olayları kaydettiği günlüklerinden okuyoruz.

Bilinmeyen bir geçmiş veya gelecekte insanlığın birçok farklı gezegene dağıldığı, uzayın büyük bir ülke, gezegenlerin ise eyaletler olduğu bir dönemdeyiz. İnsanların olduğu her gezegen toplumsal,  siyasal ve ekonomik disiplinler açısından farklılıklar gösteriyor. Sosyal yapıyı etkileyen bu farklılıklar nedeniyle her gezegen, kendi içinde kendi yaşam tarzını, kültürünü, geleneklerini ve kanunlarını yaratıyor.

İnsanlık, birbirinden onlarca yıl uzaklıkta bulunan söz konusu gezegenler arasında ticari, siyasi ve kültürel bir işbirliği yapma ihtiyacı duyuyor ve tüm bunların sonucunda Terra gezegeninin önderliğinde Ekumen Birliği kuruluyor.

Genli Ai, Gethen gezegenini Ekumen topluluğuna katılmaya ikna etmek için gönderilmiş bir elçi. Hikâyemizin ana hatları bu bilgiler üzerinde şekilleniyor.

Estraven

Hikâyenin bana göre en önemli karakteri ve kitaba başlığını hediye eden  “Karanlığın Sol Eli” Estraven.

Başlangıçta Ai ’in hikâyedeki anlatıcı ve olayları aktaran rolü onun başkahraman olduğunu düşündürse de,  Le Guin bütün düşüncelerini aktarmak için Estraven’i görevlendirmiş. Estraven bir anlamda Ai’in “Antagonist”i olmuş.

Çok fazla duygu ve düşünce ikilemi olsa da “vicdan” ve “insan” kavramını en güzel ifade eden cümleler, onların diyaloglarıyla okuyucuya geçiyor. İkilinin ilk andan itibaren başlayan ilişkisi sıradışı bir şekilde değişerek gelişiyor.

Kitapta sık sık kullanılan “Şifgrator” sözcüğünün başlarda ne olduğunu çözemesem de ilerledikçe, eski bir sözcükten geldiğini ve ışığın yarattığı gölge anlamında olduğunu fark ettiğimde, hikâye benim için tüm şifrelerini tamamlamış oldu.

Farklı kültürlerde iki insan ortak bir amaçta buluştuğunda evren kusursuz bir zaman dilimini yakalar. Günümüzde nerdeyse bireysel boyutta farklılaşmaların şiddetlendiği bu dönemde “ortak amaç” konusunun ne kadar önemli olduğu ortadadır. Bu noktada Estraven ’in beni en çok etkileyen cümlelerinden biriyle yazımı bitiriyorum:

“Siz neyin peşindeyseniz ben de onun peşindeyim:

Dünyamla sizin dünyalarınız arasında ittifak kurulması.”

Estraven

Kitap bittiğinde karanlığa, korkulara, gölgelere, farklılıklara bambaşka bir gözle bakacaksınız.

Tekrar teşekkür ederim Aysun’cugum…

Keyifli okumalar

KARANLIĞIN SOL ELİ / ALINTILAR

“Hayatı mümkün kılan şey sürekli, dayanılmaz belirsizliktir; yani bir sonra ne olacağını bilememek.”

“Ne de olsa iki insan arasındaki derin bir sevginin derin bir acı da verme gücü ve olasılığı vardı.”

“Hepimiz uyandıktan sonra hangi ülkenin önce uyanmış olması ne fark eder?”

“Suskunluk benim seçeceğim bir şey değil; ama yalan söylemekten daha uygun bana.”

“Ekumen Okulunda söyledikleri gibi, eylem yarar sağlamıyorsa bilgi topla; bilgi yarar sağlamıyorsa, uyu.”

“Burada devlet sadece eylemi değil, düşünceyi de kontrol edebiliyor. Hiç kimsenin başkaları üzerinde böylesi bir güce sahip olmaması gerek oysa.”

“Şükran duygusu soylu, az bulunur bir duygudur, şairler övgüler düzer buna. Her şeyden önce de burada, Erhenrang’da az bulunan bir duygudur çünkü hiç pratik değildir. Zor bir zamanda yaşıyoruz, şükran olmayan bir zamanda. Hiçbir şey dedelerimizin zamanındaki gibi değil, ne dersiniz?”

“Sorduğun sorunun cevabını arayacağım Herbor ve karşılığında bir şey istemiyorum. Ama, iyi düşün… Daima bir bedel vardır. Soru soran ödemesi gerekeni öder.””

Yorgun ve bitkindim. “Bu dünyaya geldiğimden beri üşüyorum” dedim.”

“Sonunda eşitiz işte, eşit, yabancı ve yalnızız.”

“İnsan kendi gölgesini taşımalı…”

“Bay Ai, aynı olayları farklı gözlerle gördük; ikimize de aynı görüneceklerini sanmakla hata etmişim.”

“En kesin bir olgu bile anlatılış üslubu yüzünden yok olup gidebilir ya da parlayabilir: Tıpkı bir kadının üzerinde iyice parlaklaşıp da başka bir kadının üzerinde silikleşen, toza gömülen denizlerimizin o eşsiz organik mücevheri gibi.”

“İşin aslı, bir roman okurken deliririz biraz, kafayı buluruz. Olmayan insanların varlığına inanırız, seslerini duyarız.”

“ Size bütün söyleyebilecekleri bu dünyada, üçte biri uyuyarak ve düş görerek, bir diğer üçte biri yalan söyleyerek geçirilen kendi ömürleri içinde görüp işittikleridir.”

KARANLIĞIN SOL ELİ  / KİTAP KÜNYESİ

Adı:                                                       Karanlığın Sol Eli

Orijinal adı:                                       The Left Hand of Darkness

Yazar:                                                   Ursula K. Le Guin, Ümit Altuğ (Çevirmen), Gökçe Alper (Tasarımcı)

İlk Baskı:                                             1969

Sayfa sayısı:                                      304

Kitabın türü:                                     Bilim-Kurgu, Edebiyat, Roman

Yayınevi / Baskı tarihi:                  Ayrıntı Yayınla / Haziran 2018

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: