SEKİZİNCİ SEVİYE- Bir Ruhun Yüzyılları Aşan Savaşı

“Şimdi sen bu sırları öğrendiğine göre

Söz vermelisin sessiz kalacağına

Ve asla açıklamayacağına

Tekrar doğuşun nasıl aktarıldığını…”

Sekizinci Seviye
SEKİZİNCİ SEVİYE

Karşınızda bir kitap ve iki yazarımız var. Bu tarihi roman her iki yazarımız tarafından değerli olan “kadın”lara ve “yol”dakilere ithaf edilmiş. Üstelik yazarlarından biri benim  “ruh kardeşliği” türünden kabul ettiğim arkadaşım Zafer.

Kitabın giriş bölümünde bıraktığı “Teşekkür” yazısında diyor ki:

“Kitap tamamlandıktan sonra, bir sabah kalkıp aynaya baktığımda, karşımda bambaşka biri vardı artık.”

Zafer’in bu cümlesini okuduğumda gülümsemiştim. Ona gönülden katılıyorum.  Çünkü doğum tarihlerimizle “kitaplarımızın basılışı” arasında hemen hemen aynı yaş farkı var. “Kitap” dediğimiz şey elimize aldığımız bir avuç kâğıt yaprağıdır aslında… Bu yapraklar yığınını anlamlı kılan ise içerik ve o içeriği oluşturana kadar yaşananlardır.   

Eskiden, sadece bir okuyucu olduğum zamanlarda beni tatmin etmeyen kitapları yarım bırakırdım. Bazen de üzülürdüm boşuna para harcamışım diye… Şimdi, çiçeği burnunda yazılar yazan bir gözlemci ve öğrenci olarak, bu sürece dâhil olduktan sonra anladım ki her bir “nokta” çok kıymetli ve anlamlıymış. Her sayfanın size fısıldadığı ama göremediğiniz sırları varmış.  

Sekizinci Seviye” nin benim için başka bir anlamı daha var. Basılmadan okuduğum üçüncü kitap. Zafer’le konuşmamızdaki heyecanını hiç unutmayacağım. Yeryüzünde herhangi bir “doğum” mucizesine tanıklık edip de etkilenmeyen kimse yoktur diye düşünüyorum. Ayrıca, Zafer’in doğum gününü ve adına ilham olan en güzel bayramımızı da burada kutlamak istiyorum.

Gelelim hikâyeye;

Mısır’dan, Vikinglere, Samuraylardan, Tapınak Şövalyelerine, ikinci dünya savaşından günümüze kadar insanlık tarihinin tüm dönemlerine ait bir gizemli yolculuğa çıkıyorsunuz. Aşk ve macera adına ne ararsanız var. Araya serpiştirilmiş felsefi düşünceler, şiirler ve yemek tarifleri ise bu leziz okuma ziyafetinde sofranın tadı, tuzu, baharatları gibi… Çağlar boyunca süren yolculuğun ve maceraların içerindeki tatların şölenine doyamayacaksınız.

Kitabın önemli bir başka özelliği daha var: Her bir hikâyede kokusunu ve lezzetini hissedebileceğiniz çok özel yemek tarifleri.

Kitapla ilgili yazarlarımızın etkileyici açıklamalarını ve Fatih Portakal’ın arka kapak yazısını da buraya bırakıyorum:

AÇIKLAMA

“Bu kitap, tarihi kurgudur.

Romanı oluşturan yedi ayrı yüzyıldaki yedi hikâyede yer alan tarihi kişiler, toplumlara ait yerler ve olaylar tamamıyla gerçektir.

Kahramanlar ise gölgelerden ibarettir. Olmaları gereken kişiler olarak yaşamış, görevlerini yerine getirip bir gölge gibi geçip gitmişlerdir hayattan, “olmaları gereken kişi” olana kadar.”

Ancak, romanda anlatılan olaylar ne kadar gerçekse, Kaan da o kadar gerçektir.

ARKA KAPAK:

“Zaman kapsülü içinde uzun bir yolculuğa çıkmaya hazır mısınız? Az sonra okumaya başlayacağınız gizemlerle dolu bu kitap, milattan önce 1457 yılında antik Mısır’da başlayıp günümüze kadar uzanıyor. 7 ayrı yüzyılda geçse de iç içe girmiş 7 gizemli hikâye. Zafer Balaban ve Faruk Emre Özünlü, aslında birbirinden farklı görünen karakterleri ruhun ölümsüzlüğü ve bir tekâmül yolculuğunda birbirine ustaca bağlamış.

Peki, yeniden doğuş kavramına inanır mısınız? Ya da gülüp geçenlerden misiniz? Kitabı hazırlık aşamasında okuyana kadar, “olmaz!” diyenlerdendim. Hele kardeşim Zafer ile bu konuyu detaylıca konuştuğumuzda, gözlerinde ve sözlerindeki kararlılık beni fazlasıyla etkiledi. Hatta ana karakter Kaan’a sahiplenmesi o kadar fazlaydı ki, “bu Kaan sen misin?” diye sorumuşluğum da oldu. Yanıt ne mi geldi? Söyledikleri bende kalsın. Siz, en iyisi sakin sakin kitabı okumaya başlayın. Okudukça kendi yaşamınızı da sorgulayın. Belki sizin şimdiki yaşamınız da bir zaman yolculuğu geçirmiş olabilir.”

Fatih Portakal

Milattan önce 1457 yılında genç Kasiya, milattan sonra 645 yılında kılıç ustası Daichi, 871 yılında savaşçı Bjarke, 1099 yılında şövalye Jean de Payene, 1187 yılında genç emir Ahmed Seyfeddin Ebu Süleyman, 1944 yılında Yüzbaşı Stefan Witek, 2007 yılında iş adamı Kaan Büke. Hepsi de savaşçı ruhlu bu insanları ne bekliyor?

***

Yüzyıllar önce Mısır’da başlayıp, Japonya, İngiltere, Kudüs ve Polonya’dan 2009 yılına ve İstanbul’a kadar uzanan bu hikâyede, farklı yüzyıllarda yaşamış bu farklı kişileri birbirine bağlayan ve bizi biz yapan gerçeklerle bağlantısı olan gizemli bir sır var!

Yedi gizemli hikâyenin oluşturduğu Sekizinci Seviye’de; yaşamla ölümün gizemi üzerine inanç, adanmışlık, tekâmül ve en ilkel dürtüleriyle hayatta kalma savaşı işleniyor. Yazarlar Zafer Balaban ve Faruk Emre Özünlü, bu yedi ayrı hikâyeyi birbirine ustaca bağlıyor.

Hazırlık aşamasında kitabı okuyan Fatih Portakal’dan da tam not alan bu kitabı okuduktan sonra yaşamınızı sorgulamaya hazır olun! Belki şimdiki yaşamınız da bir zaman yolculuğu geçirmiştir…

(Tanıtım Bülteninden)

Tüm okuyanlardan olumlu eleştiriler alan kitabın hikayesi, yakın zamanda Netflix’te 8 sezonluk bir prodüksiyon olarak karşınıza çıkabilir, benden söylemesi.

Alıntı olarak kitaptaki en güzel içsel sorgulamalardan olan şiirini buraya bırakıyorum.

“Neye bakarsın be suret?

Seni gönderdik diye,

İki kelam edebildin diye,

Ha bir de düşünebildin diye,

Bir halt mı sandın kendini?

Ne demeye dikilirsin be suret?

Seni sevdik diye,

Adını andık diye,

İçine beni koyduk diye,

Bir varlık mı sandın kendini?

Ne diye somurtursun be suret?

Yüzüne şekil verdik diye,

Aldık biraz yaktık diye,

Azıcık acı çektin diye,

Oldun mu sandın kendini?

Meymenet takın, edep takın suret.

Sana verileni bil, gönlünü eğ suret.

Hay’dan gelip Hu’ya gideceğini,

Sen seni bil, ben de seni suret.

Amma benden başka olma ey suret!

Zafer Balaban

DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN ZAFER!

KİTAP KÜNYESİ

Kitap Adı: Sekizinci Seviye: Bir Ruhun Yüzyılları Aşan Savaşı

Yazar:  Zafer Balaban & Faruk Emre Özünlü

Yayınevi: Kitapsaati Yayınları

Baskı Yılı: 2019

SEKİZİNCİ SEVİYE- Bir Ruhun Yüzyılları Aşan Savaşı

Sayfa Sayısı: 368