LEONARDO DA VINCI GİBİ DÜŞÜNMEK – Yedi Adımda Deha-

Micheal J. Gelb-

Leonardo Da Vinci – Bağımsız Düşünürlerin Aziz Patronu –

Yeni biriyle tanıştığınızda ismini öğrendikten sonra merak ettiğimiz bir diğer konu ne işle meşgul olduğu, mesleğidir. Öyle bir isimle tanışmış olun ki isminden sonra size meslek olarak mühendis, mimar, astronom, fizikçi, matematikçi, anatomist, müzisyen, ressam, heykeltıraş, mucit ve daha birçok sıfat ile size kendini tanıtabilecek kadar yetkin biri olsun. Böyle biriyle tanışmış olsanız ilk tepkiniz ne olurdu? Bu soruya benim cevabım MFÖ şarkılarından biri “Peki peki anladık” olur. Fakat tarihte böyle bir insan yaşamış hem de onun için de gün 24 saatmiş ve o da bizim gibi iki göz iki kulağa sahip biriymiş. Tabii ki de o isim Leonardo Da Vinci’den başkası olamaz. Günümüzde bu yetkinliklerden birine ulaşmak için 16-17 yıl eğitim alıp yine de onun bir alandaki başarısını yakalayamıyorsak sorgulamamız ve ondan ders almamız gereken çok şey var.

-Mona Lisa- O, Çinlilerin yin yang sembolünün batıdaki karşıtıdır.

Da Vinci, çocukluk dönemini o zamanların ünlü ressamı ve heykeltıraşı Verrocchio’nun yanında çıraklık yaparak geçirmişti. Daha sonralarında Milano Dük ’üne yazdığı ve büyük ihtimalle daha iyisi asla gelmeyecek bir iş başvurusu ile dükün hizmetine girdi. Daha sonrasında doğduğu yer Floransa, Papanın yanında Roma’da çalıştı ve son olarak Fransız kralı hizmetine girdi ve Fransa da kralın kollarında can verdi.

Peki hepimizin aklındaki asıl soru Da Vinci nasıl oluyor da her alanda bu kadar iyi olabiliyor? Kuşkusuz doğuştan gelen bir yeteneği vardı ama sadece böyle demek Da Vinci’nin yaptıklarına ihanet kendimiz içinse bahane olur. Bu bahaneden kurtulmak ve maestrodan ders almak için hayatı biraz onun gözlerinden incelemekte fayda var. Yazar Gelb, yedi Da Vinci ilkesiyle bize insan olarak potansiyelimizin farkına varmamıza rehberlik ediyor.

Gelb ilkeleri öncelikle anlatıyor sonrasında bir nevi bölüm değerlendirme testi yapıyor ve sonrasında hayatımıza bu ilkeleri nasıl uyarlayabileceğimizi somut örneklerle güçlendiriyor. Okuyup bitirdikten sonra rafa kaldırılacak bir kitaptan çok bir süreç kitabı ve içindeki aktiviteleri periyodik olarak yaparak kitaptan en iyi verimi alabiliriz.

Yedi Da Vinci Prensibi

Curiosita – Hayata tatmin olmayan meraklı bir yaklaşım ve devamlı öğrenmek için bitmeyen bir araştırma

Dimostrazione – Deneyim, sebat ve hatalardan ders alma arzusuyla bilgiyi test etme taahhüdü

Sensazione – Duyguları özellikle deneyimi daha canlı hale getirmenin aracı olarak görüşün devamlı olarak rafine edilmesi

Sfumato – Belirsizliği, paradoksu ve kararsızlığı kucaklama arzusu

Arte/ Scienza – Bilim ve Sanat, mantık ve hayal arasındaki dengenin gelişmesi, “bütün beyin” ile düşünme

Corporalita – Zarafetin her iki elin aynı şekilde kullanabilmenin ve dengenin sağlanması

Connessione – Bütün olanların ve her şeyin ilişkisini anlamak ve değerlendirmek sistemli düşünme

Connesione prensibinin temel mantığı olarak her prensibin birbiri ile arasındaki ilişkiyi anlayarak hayata geçirmeye çalışırsak, hayatta bazı şeylerin farkına daha rahat varabilir ve kendimizi geliştirerek olmak istediğimiz noktalara ulaşmamıza yardımcı olacak rehber olarak kullanabiliriz.

Bir çocuk gibi merak ederek, yaşadıklarımızdan ders alarak, yaşadığımız anın tadına tamamen vararak, belirsizlikten kaçmayarak, bilim ve sanat arasındaki bağlantıyı anlayıp her ikisini önder alarak ve en önemlisi sağlam kafa sağlam vücutta bulunur prensibiyle hem vücudumuza hem beynimize yatırım yaparak ulaşmak istediğimiz entelektüel seviyeye ulaşabiliriz.

Entelektüel olmak, İlber Ortaylı hocamıza göre üzerimize vazife olmayan şeyle de ilgili olan kişidir. Kendi dünyasının dışıyla ilgilenen entelektüeldir. Belki de modern dünyada tek alanda uzmanlık düşüncesi ve insanın gelecek kaygısının artmasıyla sadece tek alanda iyi olayım düşüncesi potansiyelimize ulaşmamızın önündeki en büyük engeldir. Bu durum belki eğitim sistemimiz, belki hayatın Da Vinci’den bu yana 600 yılda değişen dinamikleri ile ilişkilendirilebilir.

-Son Akşam Yemeği- İsa’nın durgun bir ölümsüzlük havuzuna atılmış bir taş gibi insanın kaderini sonsuza dek değiştirmek üzere dalgalanan etkisini yansıtıyor.

Alıntılar

Kitapta altını çizdiğim, not aldığım o kadar çok nokta var ki hepsini yazarsam sayfalarca tutabilir o yüzden birkaç tane alıntı yazmayı düşündüm.

Çünkü eğer tek başınaysan tamamen kendinsindir, fakat yanında birisi varsa yarımsındır.

Eğer resim çizebilse, Tanrı’nın eserlerinin de Leonardo’nunkiler gibi görüneceği konusunda hemfikirdik.

İyi geçirilen bir günün huzurlu bir uykuyu getirmesi gibi, iyi yaşanmış bir ömür de huzurlu bir ölüm getirir.

Düşünceler umuda doğru döner.

Özgür olmamaktansa ölmek daha iyi.

Deney asla yanılmaz; yanılan, sonuçların deneylerinizden kaynaklanmadığı konusunda kendi kendini kandıran muhakemenizdir.

Rönesans’ın gerçek önemi temel varsayımların, ön yargıların ve inançların şekil değiştirmiş olmasındandır.

Ortalama insan; görmeden bakar, duymadan dinler, hissetmeden dokunur, lezzetini almadan yer, fiziki olarak farkına varmadan hareket eder, kokuyu almadan nefes alır, düşünmeden konuşur.

Belirsizliği kabullenin ve içinizden gelen sese itimat edin.

Fikirlerinizi üretmeden onları organize etmeye çalışmanın hiçbir mantıklı tarafı yoktur.

Doğru şekilde ilerleyenler… doğru düşünceleri yaratabilmek için… güzel şekilleri gençliklerinde bulmaya başlamalıdırlar ; ve kısa zaman sonra o kimse bir güzelliğin başka bir güzellikle akraba olduğunu anlar, ve her şekildeki güzelliğin bir ve aynı olduğunu öğrenir.

Azerbaycan’da içini çeken yaşlı adam, Wall Street’deki süitte gülen şirket temsilcileri, Malibu plajlarında bağıran gençler, çığlık atan aşıklar, ve Kalküta’da avaz avaz dilenen dilenciler, hepimiz aynı havayı soluyoruz.

Kitap Künyesi

Özgün Adı : How to think like Leonarda Da Vinci

1998, Micheal J. Gelb

Beyaz yayınları, 2019