FREUD – Evimizin Karanlığındaki Bilinçaltımız!

“Ben bir evim…

Bu evin içi karanlık, bilincim ise oradaki tek ışık…Rüzgarda bir mum ışığı.. titreşen bir alev…bazen burada, bazen orada…diğer her şey karanlıkta… diğer her şey “Bilinçaltında” kalıyor.
Yine de oradalar. Diğer odalarda, oyuklarda, koridorlarda, merdivenlerde ve kapılarda. Her an oradalar. Ve içinizde yaşayan, içinizde dolaşan her şey, hepsi oradalar… Çalışıyor ve yaşıyorlar… “Ben” dediğim bu evdeler…”

Freud
FREUD – NETFLIX

Freud, bir üniversite anfisinde karşısındaki tıp uzmanlarına bu konuşmayı yaparken bilimde çığır açacağının farkında değildi. Üstelik bu farklı görüşü anlatabilmek ve karşısındaki bilim insanlarını ikna etmek için heyecandan öte endişeliydi. Dönemin alimleri olan ve sonraları isimleri ancak Freud nedeniyle anılan bu konservatif uzmanlar, bildikleriyle yetinmeyi tercih ediyorlardı. Karşılarındaki  genç ve yetenekli  adamdan çekiniyorlar , hatta korkuyorlardı. Ona  şarlatan muamelesi yaparak, susturmaya çalışıyorlardı.

Eğer, farklı düşünüyorsanız her zaman dışlanırsınız, söz konusu bilimsel konular  ve uzman kişiler ise daha kuvvetli dışlanırsınız…

Son yıllarda dizi jenerikleri, gerek görsellik gerek ses açısından o kadar etkileyici olmaya başladı ki introyu atlayamıyorsunuz. Özellikle de her bölümde farklı bir çalışma hazırlanmışsa. Artık introlar da kendi içinde bir takipçiye sahip ve sanatseverler özellikle dikkat ediyordur diye düşünüyorum.

Dizi, otobiyografik anlatıyı polisiye bir kurguyla harmanlamış. Bu nedenle akademik tanımlamalardan çok, ezoterik güçlerin ve siyasi dalgalanmaların ortasında yarı aksiyonlu bir yapım olmuş. Hikayede, 19. yüzyıl Viyana sokaklarında faili meçhul cinayetler işlenmektedir. İnsanları telkinle yönlendirebilen bir grup Macar direnişçisi imparatora suikast planlamaktadır. Dönemin tıp dünyasına kendini ispatlamak isteyen genç  Dr.Sigmund Freud, bu cinayetleri çözmek için bir dedektif ve Fleur adında medyum olan  genç bir kızla birlikte çalışır. Bu arada imparatora yapılacak suikaste engel olurlar.

“Ben bir evim…
Bu evin içi karanlık, bilincim ise oradaki tek ışık… Rüzgarda bir mum ışığı.. titreşen bir alev…bazen burada, bazen orada…diğer her şey karanlıkta… diğer her şey “Bilinçaltında” kalıyor./ Freud

Dizi boyunca fizik beden, zihin ve ruh kavramları arasında dolaşırken, Macar Mitolojisinden Táltos ve şaman öğretilerine kadar farklı işaretlere rastlayacaksınız.Dinler tarihinden önce  doğanın bilgi sistemleri tüm dünyada önemli rol oynardı. Táltos (Taltoş) lar, Macar kültüründe, inanç dünyasının aracıları  ve çoğu zaman şifacı olarak biliniyor.

Sekiz bölümden oluşan birinci sezon çok sürükleyici olmasa da izlenebilir kıvamda.

Aynı zamanda bir dönem dizisi olduğu için kahramanımızın hayatına ve yaşadığı döneme yakından bakmaya ne dersiniz?

Yine de oradalar. Diğer odalarda, oyuklarda, koridorlarda, merdivenlerde ve kapılarda. Her an oradalar. Ve içinizde yaşayan, içinizde dolaşan her şey, hepsi oradalar… Çalışıyor ve yaşıyorlar… “Ben” dediğim bu evdeler…”/ Freud

Sigmund Freud, kişiliğin 5 farklı dönemden geçerek geliştiğini öne süren psikanalitik kuramını  ortaya koyarak tarihe adını yazdırdı.Psikanaliz bir psikoterapi tekniğidir ve  hastaların zihinsel süreçlerinin bilinç dışı unsurları arasındaki bağlantılarını ortaya çıkarmaya çalışır.

Orta halli bir Yahudi yün tüccarının, kırk yaşındayken, kendisinden yirmi yaş küçük bir kadınla yaptığı ikinci evliliğinden dünyaya geldi. Ekonomik bunalımdan dolayı ailesi Viyana’ya yerleşmek zorunda kaldığında, Freud henüz 4 yaşındaydı. 1938 yılına kadar burada yaşadı. Lisede Latince, Fransızca ve İngilizce öğrenirken kendi çabalarıyla İbranice, İspanyolca ve İtalyanca öğrendi. Başarılı bir öğrenciydi. Goethe’nın yapıtlarından etkilenerek, başlangıçta istemediği halde, tıp okumaya karar verdi. 1883’te dönemin ünlü beyin anatomisi ve nöropatoloji uzmanı Dr. Theodor Meynert’in yönetiminde psikaytri kliniğinde asistan olarak çalışmaya başladı. 1884 yılında kokain üzerine bir inceleme yapmakla görevlendirildi. 1884’te kokainin analjezik özelliklerini keşfetti, anestezik niteliklerini ise sezinledi. Aldığı bir bursla 1885’te Paris’e gitti, Salpêtriê Hastanesi’nde, Jean Martin Charcot’nun yanında staja başladı. Burada histerinin belirtilerini, hipnotizma ve telkinin etkilerini gözlemledi. Charcot’dan çok etkilendi (Yaşamım ve Psikanaliz ‘de Charcot’ya ne kadar düşkün olduğu görülür). Charcot’nun konferanslarını Almancaya çevirdi ve 1886’da yayımladı.

Dizide Salpêtriê Hastanesi’nden, Jean Martin Charcot’dan bahseder. Dizi hipnozla başlar ama aslında tüm bölümlerde “Serbest Çağrışım Yöntemi” ve “Temas” kullanılır. bunu kaynağını da hayatındaki bir hastadan aldığını öğreniyoruz.

Elizabet von R. adındaki bir kadın hasta kendisini serbest çağrışım yöntemine zorlayınca hipnozdan vazgeçti. 1892 – 1895 yılları arasında Charcot’nun Salı Günü Dersleri adlı kitabının çevirisini, savunma psikonevrozları üzerine bir makaleyi ve saplantılar ve fobiler üzerine başka bir makaleyi Breuer ile ortaklaşa hazırladı. Ancak tıp çevrelerince Histeri Üzerine İncelemeler hoş karşılanmadı. Bu yapıtta psikanalizin temel ilkelerine rastlanır.

Freud’un dizi boyunca ilk yöntemleri hep kendi üzerinde ve çevresinde denediğini görüyoruz.

1896 yılında babasının ölümü üzerine derin bir bunalıma girdi ve sistematik olarak kendini çözümlemeye başladı. Yine aynı yıl Breuer’le nevrozların cinsel açıdan açıklanması konusunda ters düşerek yollarını ayırdı. Histerinin cinsel etiyolojisi üzerine verdiği bir konferans skandala yol açtı. Bu dönemde W. Fliess’le yazışmaları, özçözümleme süreci, hayatı üzerinde önemli etkiler yarattı. (Bu yazışmaları Freud’un ölümünden sonra eşi ve kızı tarafından kamuoyuna duyurulmuştur. Freud psikanalize özel hayatını karıştırmak istemediğinden, kişisel kayıtlar bırakmamış, birçok yazışma ve mektubunu ölümünden önce yakmıştır.)

1908’te Viyana Psikanaliz Derneği kuruldu. Bu olay, Freud için bir dönüm noktasıydı, Yaşamım ve Psikanaliz kitabında buna büyük yer verdi. 1902’den sonra “Çarşamba Günleri Psikoloji Derneği”, adı altında başta P. Federn, O. Rank, W. Stekel ve Alfred Adler olmak üzere, Freud’un ilk yandaşları bir araya toplandılar. 1904’te E. Bleuer’le yazışmaya başladı. 1907’de Bleuer’in asistanı Carl Gustav Jung tarafından ziyaret edilir. Jung aynı yıl Zürih’te Freud Derneği’ni kurdu. Bu Freud için büyük bir başarıydı, zira psikanaliz artık ülke sınırlarının dışına çıkmıştı. Takip eden yıllarda Jung, 1. Psikanaliz Kongresi’ne katıldı ve psikanaliz üzerine konferanslar vermek üzere Freud ile birlikte ABD’ye yolculuk etti. Freud, 1910 – 1920 yıllarında Psikanaliz Üzerine, Bir Paranoya Vakası Özyaşam Öyküsü Üzerine Psikoanalitik Gözlemler: Başkan Screber, Totem ve Tabu, Narsizmin İncelenmesine Giriş, Yas ve Melankoli adlı eserleri yayımladı.

1938’de Naziler’in Viyana’ya girmesiyle birlikte en küçük çocuğu Anna ile birlikte Avusturya’yı terk etmek zorunda kalarak Londra’ya yerleşti. Ölümüne dek tedavi ve çalışmalarına burada devam etti.

Freud, prensipleri gereği kişisel hiçbir özel belge, anı defteri, mektup bırakmamış, hepsini yakmıştır. Bu nedenle, Freud’a dair ilk ve en kapsamlı bilgiler ilk olarak yakın dostu İngiliz psikaytr Ernest Jones’un 1953’te yayımlanan üç ciltlik Sigmund Freud’un Yaşamı ve Yapıtları adlı kitabıyla ortaya çıkarıldı.

Dünya tarihinin büyük savaşlarına, en karanlık günlerine şahit olan bu dahinin”EV”inde karanlık odalar ve açılmayan kapılar  kaç tanedir, kim bilebilir?

Yine de, tarihin bu en zorlu zamanları parlak zekaları cilalamış, tozlarından arındırmış ve bir sonraki çağ için mirasını devretmelerini sağlamıştır.

İyi seyirler

Freud

ALINTILAR:

” Şu KAPI, Dr. Freud, Onu KAPATIN ve Hayatınıza Devam Edin.”

“İçgüdü, Eros ve tabular, yasak düşünceler, yasak arzular, ışık altında görmek istemediğimiz anılarımız, böylece ışıktan uzaklaştırdığımız anılar.Karanlıkta etrafımızda dans ediyorlar,bize işkence ediyor ve bizi dürtüyorlar.Yakamıza yapışıp ,fısıldıyorlar, bizi korkutuyorlar. Bizi hasta ediyorlar”

“Viyana’nın size ihtiyacı var, canlı olarak… burada olanları bir gün anlatabilecek biri kalmalı. Belki bir gün Tarih kitapları yazar.”

“Askeri istihbarat mı, olanları örtbas mı edeceksiniz?”    

” O bir silah etkisiz hale getirilmeli”

“-Hepsini yazdım, bu konuda bir kitap yazdım. General lütfen okuyun!

-Tabi  bir kitap?

-Bundan daha fazlası bir ilaç, bir aşı,  bir tedavi yöntemi. Gelecek yüzyıl “Telkin Gücü”nü anlayan insanların elinde olacak! İnsanları etkileyip yönlendirebilenlerin…

– Kitap falan olmayacak Dr. Freud. Bu Shönbrunn Sarayı’nda olanlarla ilgili yaptığımız son konuşma olacak.”

“Evet benim şaheserim. Okuyan bir kişi ve o da nişanlım. Şu an onu yakmama şahit oluyorsunuz. Aslında oldukça uygun bir son”

“Tarihte bir devrim bu ve bir yeniden yapılanma”

“Müfettiş siz terfiyi seçtiniz öyle değil mi, ölümü değil?”

“Sizin zamanınız da gelecek Dr. Freud, öyle ya da böyle…”

DİZİ KÜNYESİ:

Yönetmen:         Marvin Kren

Oyuncular:         Robert Finster, Ella Rumpf, George Friedrich, Stefan Konarske

Ülke:     Avusturya, Almanya

Sezon : 1. sezon

Bölüm sayısı:     8

İlk bölüm yayın tarihi: 15 Mart 2020

Tür: Polisiye, dram, otobiyografi, tarih

Kanal: Netflix