INCEPTION – Bilinç Ve Bilinçaltının Krallığında

“En dirençli parazit nedir? Bakteri mi yoksa virüs mü?

 “bir Fikir”!

Bir fikir dirençli ve oldukça bulaşıcıdır. Fikir beyne tutununca onu yok etmek neredeyse imkânsızdır! Tamamen biçimlenmiş olan fikir, yerleştiği yer tarafından iyice kavranır “

Inception

Rüyalar Ülkesinin Kralı Bilinç ve Kraliçesi Bilinçaltı ile el ele verip, zihin sarayının olağanüstü görsel şölenlerle süslendiği labirentlerden oluşan koridorlarında, heyecanlı bir serüven, dramatik bir romantizme ne dersiniz. Konumuz bilinçaltının katmanlarını yönetmek ve onu söz dinler hale getirmek. İlgilenenler için hikayenin arka planında Freud ve Jung’ın psikanalizi iş başında ve onlara Nietzsche “bengi” teorisi ile eşlik ediyor. Bana kalırsa sonsuz döngünün en güzel anlatıldığı eserlerden biri Inception.

Uzmanlığı, rüya görme anında, bilinçaltının derinliklerindeki değerli sırları çalmak olan Dom Cobb, bu özel yeteneği nedeniyle hem uluslararası çapta büyük kurumlar hem de yasalar tarafından aranan biri. Kabul ettiği son görevdeki motivasyonu eski hayatına geri dönme şansı. Bu görevi diğerlerinden ayıran şey ise bilimin en zorlu ve gizemli alanına giriyor: Bir fikri zihne yerleştirmek

Dilimize Başlangıç olarak çevrilen Inception, sinema sanatının sınırlarını yaratıcılığıyla zorlamaya devam eden bir Christopher Nolan filmi. Kariyerinin en başarılı yapıtlarından biri olan film, hem hikayesi hem de tekniği ile muazzam bir labirent yaratıyor. Senaryosunu da kendisinin yazdığı filmin yaratılış süresi on yılını almış. Bu labirentlerin dehası adamın şirketi Syncopy’nin logosunun da bir labirent olması ilginç değil mi?

Film dikkatli izleyiciler için odaklanarak çözebilecekleri paradokslarla rüya ve gerçeğin birbirine geçtiği, sembolizmle ilgilenenlerin gözlerini kırpamadığı, kafa karıştıran bir hikâye sunuyor. Öyle ki yayın tarihi üzerinden yıllar geçmesine rağmen bazı sahneleri ve özellikle sonu herkes için bir tartışma konusu.

Hikayenin ne olduğu ve bu noktada ne aradığımızla ilgilenmiyorsanız bile özel görsel efekt sekansları ve gerçekliğin eğilip büküldüğü sahneler bile size yeterli gelecektir. Genellikle etkileyici görsel efektlerin olduğu yapımlarda hikayeler sadedir ve efektler için zemin oluşturur. Ancak, burada tam tersi… Filmdeki görsel zenginlik anlatılmak isteneni daha da etkileyici hale getiriyor. Nefes kesen aksiyon sahneleri, bu entelektüel altyapıya eğlence de katıyor.

Fazlasıyla hak ettiği bol ödüllü film bu alanda sinematografi açısından çığır açıyor. Ancak sadece bir sinema konusu olarak kalmıyor ve günümüzde gerçeğe dönüşmek üzere. Consciousness and Cognition isimli akademik dergide yayımlanan bir makalede, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden (MIT) bilim insanları, rüyaları yönlendirmeyi başardıklarını, travma ve stresle mücadelede de kullanılabileceğini belirtiliyor. MIT’deki bilim insanları, Dormio adlı uyku izleme cihazıyla yaptıkları çalışmada uyuyan kişinin uykuya dalıp hipnagoji aşamasına girdiğinde önceden kaydedilmiş sesleri dinleterek rüya yönlendirebiliyorlar. Katılımcıların %67’sinde çalışmanın işe yaradığı gözlemlenmiş. Buna ne dersiniz? Meraklılar çalışmanın yazarlarından Adam Haar Horowitz’i takibe alsın derim. Benden söylemesi.

Film hakkında ne anlatırsam anlatayım bütünü kavrayabilmenizin tek yolu onu izlemekten geçiyor. Bu yüzden eğer sözüme güveniyorsanız sadece izleyin derim.

ALINTILAR

“Birinden fikir çalmak yerine, neden bir fikir ekemiyorsunuz?”

 “Çözmesi iki dakika sürecek bir labirent çizmek için bir dakikan var.”

“Rüyalar, onları görürken gerçekmiş gibi gelir, değil mi?

Sadece uyandığımızda bazı şeylerin garip olduğunu fark ederiz.”

“Beynimizin potansiyelinin çok azını kullanırız. Bu uyanıkken doğrudur.

Ama uyurken zihnimiz neredeyse her şeyi yapabilir”

“Hafızandaki yeri düşlersen gerçeklerle rüyayı çok kolay karıştırabilirsin.”

 “Kim on yıl bir rüyada kalmak ister ki?

-rüyaya bağlı”

“Bir şeyi derinlerinde bir yere kilitlemişti. Bildiği ama unutmayı seçtiği bir gerçek”

” Bir tren bekliyorsun. Seni uzaklara götürecek bir tren… Trenin seni nereye götürmesini umduğunu biliyorsun, ama emin değilsin. Ama önemi yok. Bir trenin seni nereye götüreceğini nasıl umursamazsın? Çünkü birlikte olacaksınız.”

“Sürekli kendine ne bildiğini söylüyorsun. Peki, ama neye inanıyorsun? Ne hissediyorsun?”

“ Rüya görmek neden bu kadar önemli?

– Rüyalarımda hala beraberiz.”

“Rüyada oraya nerden geldiğini bilmezsin”

“Pozitif duygular daima negatif duygulardan baskındır”

FİLM KÜNYESİ:

Yönetmen ve yapımcı:  Christopher Nolan

Senarist:             Christopher Nolan

Oyuncular:         Leonardo DiCaprio, Marion Cotillard, Joseph Gordon-Levitt, Ellen Page

Yayın Tarihi:      8 Temmuz 2010 (Birleşik Krallık)[1]

Süre:     148 dakika

Warner Bros.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.