ŞAHSİYET- Unutmak ya da Hatırlamak… İşte Bütün Mesele Bu!

“Madem hatırladın artık ben de gönül rahatlığıyla unutabilirim”

Agâh Beyoğlu/ Şahsiyet

Hayatım boyunca “hatırlama” ve zaman çizelgesinde “anı” kayıtları tutma benim için çok önemli olmuştur. Hem fotoğrafik hem de fil hafıza nedeniyle ”hafıza sarayını” ortalamanın üstünde kullanabildiğimi söyleyebilirim. Buna rağmen “unutma eyleminin insanoğlu için verilmiş en büyük hediyelerden biri” olduğuna inanıyorum.  Aksi durumda yaşadığımız tatsız anıların yarattığı derin acıların etkisi gerçekten hayatı çekilmez kılardı.

İşte başlıktaki cümle yayınlandığı dönemde bir solukta izlenen “Şahsiyet” dizisinin başkarakteri Agah Beyoğlu’nun içindeki “derin acı”yı devrettiğinde söylediği replik.

AgahBeyoğlu- Şahsiyet

Agâh Beyoğlu ( Haluk Bilginer), eşinin ölümünden sonra kedisi Münir Bey ile Beyoğlu’nda kendine ait bir apartmanda yalnız bir hayat sürmektedir. 65 yaşında emekli bir adliye memuru olan Agâh Bey’in kedisi Münir Bey, mama ve su vermeyi unutması nedeniyle ölür. Bu olaya anlam veremeyen Agâh beye kontrolleri sonrasında doktoru Alzheimer başlangıcı teşhisi koyar. Agâh’ın bu tekdüze yaşantısı ve düşünceleri, kendisine konan bu teşhisle birlikte karışır. Agâh geçmişte adliyede çalıştığı dönemde yaşanılan ve örtbas edilen bir olay nedeniyle suçluluk duymaktadır. Sürekli iç hesaplaşmaları yaşayan ve vicdanının sesini susturamayan Agâh, bu hastalık teşhisini, yıllardır düşündüklerini gerçekleştirmek için fırsat olarak kullanır. Nasıl olsa işleyeceği suçu gelecekte hatırlamayacak, hatırlamayacağı için de vicdan azabı çekmeyecektir. İstanbul’un özellikle kalabalık, karmaşık ve çok hareketli olan gecelerinde kurguladığı planı uygulamaya başlar. Bu sırada evlenip yurtdışına yerleşen kızı ve torunu ülkeye döner, yanına taşınır.

Agâh’ın aldığı karar, cinayet masasında çalışan Nevra’nın hayatını da tamamen değiştirecektir.

Nevra, üniversiteden başarıyla mezun olmuştur. Kurumsal bir firmada halkla ilişkiler yöneticiliği yaparken aniden istifa etmiş ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde Cinayet Bürosunda komiser olarak işe başlamıştır. Ancak, bürodaki tek kadın polis olan Nevra, üzerindeki baskılar yüzünden istifanın eşiğine gelmiştir.

Sezon boyunca, Agâh Bey ve Nevra komiser geçmişin hesaplarını kapatmaya çalışır. Dizi, tüm rollerdeki temsili “şahsiyet”lerin özelinde basında haber, ifade özgürlüğü, suç, ceza, adalet, toplumsal hafıza, hatırlama ve unutma kavramlarını keskin bir eleştiri yağmuruna tutar. Faili meçhul gazeteci ölümleri, kadına şiddet, tecavüz, kadın cinayetleri, uyuşturucu, gençlik sorunları, aile ilişkileri, kadın erkek ilişkileri, toplum ve birey ilişkileri konusunda da aynı tutumu sergiler ve neredeyse her sahnede altını çizdiğiniz cümleleri zihninize kazımayı başarır.

Türk dizi tarihinde en üst sıraya oturmayı başarmış ve “Agâh Bey ile Şahsiyet “artık bir fenomen haline gelmiştir. Dizi senaryosu, yönetmenliği, jeneriği ve çekim tekniğiyle Türk Dizisi konseptinden tamamen ayrı bir yapım olmuştur. Gerçekten gurur duyulacak bir proje. “Şahsiyet” Türk yapımlarında yeni bir kilometre taşı “. Bütün bunların yanında usta oyuncu Haluk Bilginer, 47. Uluslararası Emmy Ödülleri’nde, Şahsiyet dizisindeki Agâh Beyoğlu rolüyle ‘En İyi Erkek Oyuncu’ ödülü almıştır.

Eğer yerli yapım izlemem diyenlerdenseniz, artık izleyebileceğiniz bir tane var. Bence kaçırmayın.

Buraya diziden etkilendiğim birkaç alıntı bıraktım. Siz de kendinizinkileri yorumlara eklemeyi unutmayın.

Görüşmek üzere…

“Bunun yanında “Bir suç işlemek istiyorsan ama suçlanmak istemiyorsan, etrafına yeterince kalabalık toplaman yeterli”

“Sen zannediyor musun ki bir tek alzheimer olan sensin? Herkes hasta, hepsi hasta. Yarın bugün bir milli maç olur, herkes her şeyi unutur. Bu millet neleri unuttu, seni mi unutmayacak, sen kimsin ki, alt tarafı bir katil, alt tarafı bir cinayet haberi.”

“Ne güzel olurdu, değil mi? Yanlış bildiğimiz her şeyi unutsak, sadece doğrular kalsa.”

“Ama er geç, ben de unutacağım, değil mi? Bütün hatıralarım silinip gidecek. Peki, ben ne olacağım? Telefon numaraları bir şey değil de. Benim şahsiyetim ne olacak?”

“Dokuz yaşındayım, yıl 1961…Annem benim doğum günüm için pasta yapmış. İlk defa o zaman mum üfleyip bir dilek tuttum. Dileğim de şu; o sıralar Yuri Gagarin uzaya çıkan ilk insan olacak. Ben de dedim ki, ne olur beni de yanına alsın… O kadar inandım ki dileğimin gerçekleşeceğine, bir çanta yapıp beklemeye başladım. Güya Sovyet elçiliğinden gelip alacaklar beni. Ama sağdan soldan duyuyorum onlar komünist diye. Diyorlar ki aman komünist onlar. Olsun diyorum, ben de komünist olurum. O sıralarda, bizim giriş katında üniversite öğrencileri oturuyor. Annem onlara da komünist diyor. Biliyorum onlar bizim kömürlükte kitap saklıyor. Ben gittim, yürüttüm bir tane. Nazım Hikmet’in şiirleri. En kısasını buldum ezberledim. Dedim ki şimdi Ruslar gelirse, ben bu şiiri okurum onlara. Onlar da der ki tamam bu da bizden, götürürler beni. Neyse… Tarih 12 Nisan. Uzak mekiği fırlatılacak, Vostok 1 ama hala gelen giden yok. Ben diyorum unuttular herhalde beni. Mekik fırlatıldı, herkes dua ediyor, mekik atmosferi geçsin, uzaya çıksın diye. Bir ben diyorum ki yarı yolda dursun dönsün beni alsın. Belki bir de Amerikalılar, Vostok’un uzaya çıkmaması için dua ediyordu. Neyse… Bütün gün radyonun başında içimden o şiiri okudum:

Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz,

ŞAHSİYET

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda,

Budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz.

Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.

Ne zaman bu şiiri okusam uzaya gitmiş kadar olurum. 65 yaşıma geldim.  Geçen doğum günümde yine bir dilek tuttum, çocuk gibi. Yine imkansız bir dilek tabi. Ne diledim biliyor musunuz? İyi bir insan olmayı.”

“Bu burçlar falan var ya, çok saçma. İnsanın kişiliğini doğum tarihinden anlayamazsın. İnsanın kişiliğini doğum yeri belirler. Bizim Anadolu insanı bunu bilir mesela. Onun için yeni tanıştığı kişiye “Burcun ne?” diye sormaz. “Memleket nere?” diye sorar.”

“Yok haksız tahrik. Yok iyi hal… İndire İndire, bir tek madalya takmadıkları kalmış sana. Ben okudum o mahkeme tutanaklarını. Her zaman ki gibi gereği düşünülmüş de, gereği yapılmamış o mahkemede.”

DİZİ KÜNYESİ:

Format:                              İnternet dizisi

Tür:                                     Polisiye, Gerilim

Senarist:                            Hakan Günday

Yönetmen:                        Onur Saylak

Oyuncular:                        Haluk Bilginer, Cansu Dere, Metin Akdülger, Şebnem Bozoklu, Hüseyin Avni Danyal

Sezon sayısı:                     1

Bölüm sayısı:                    12

Yapımcı:                             Ay Yapım

Mekân:                               İstanbul, Gölyazı, Nilüfer (Kambura)

Gösterim süresi:              60 dakika

Kanal:                                 puhutv