GÜLÜN ADI- Kitap & Film

“Uzun, yüzyıllar süren bir mırıltı, bir parşömenle bir başka parşömen arasında görünmez bir söyleşiydi demek ki kitaplık; canlı bir nesne, insan zihninin yönetemeyeceği güçlerin barınağı, birçok zihinden çıkmış, onları üreten ya da iletenlerin ölümünden sonra da varlığını sürdüren bir gizler hazinesi.” GÜLÜN ADI – Umberto ECO 1980

***

Kitabın en sevdiğim yeri… Birçok zihinden çıkmış yüzyıllarca süren bir mırıltı ve söyleşinin ölümden sonra da varlığını sürdüren gizler hazinesi… Tam da bu blogda yapmak istediğim şeyi ifade ediyor. Gülün Adı, Umberto Eco’nun ilk ve en tanınmış romanıdır. Eco benim kuşağımın üniversite okuyanlarının favori yazarlarındandır. Aynı zamanda, İtalya’da Bologna Üniversitesinde profesör ve orta çağ uzmanıdır. Umberto Eco, semiolog, tarihçi; filozof, estetikçi ve James Joyce üzerine derin araştırmalar yapmış bir bilim adamı olması sıfatıyla eserini bu bilgi zemini üzerinde kurgulamıştır. Bu nedenle eser, kurmaca bir olay etrafında derinlemesine tarihi bilgiler ve analizler ve etkileyici mesajlar ile doludur. 1988 yılında yazdığı Foucault Sarkacı romanı da Tapınak Şövalyeleri, kabala ve on sefirotu üzerine yine tarih altyapısı ile kurgulanmıştır. ( bu kitabı ayrı bir bölümde inceleyeceğim).

GÜLÜN ADI – Umberto Eco

Bu arada meraklıları için buraya üç isim, bir mekân notu bırakıyorum biraz araştırın size ilginç gelecek: Umberto Eco, Orhan Pamuk, Emre Kongar – Sahaflar Çarşısı Elif Kitabevi ve el yazmaları. Bulanlardan yorum isterim 😊

Dünyanın en iyi romanları arasında gösterilen Gülün Adı romanı Le Monde gazetesinin yaptığı anketler sonucunda Yüzyılın Yüz Kitabı Listesine de girmiştir.  Gülün Adı aynı zamanda 1990 yılında İngiliz Polisiye Yazarlar Derneği (Crime Writers Association) tarafından yayınlanmış olan Tüm Zamanların En İyi 100 Polisiye Kitabı (The Top 100 Crime Novels of All Time)  listesine de dâhil olmuştur. 

Romanın zamanı Ortaçağ, mekânı ise Vatikan ve İtalya’dır.  Romanın konusu ise Papa ile İmparator arasında atama yetkisi savaşı, Hıristiyan tarikatlar arası görüş ayrılıkları, cinayetler, bir Manastır ve etrafında gelişen olaylar olarak şekillenir. Kilisenin halk üzerindeki etkisi çok yüksektir ve imparator bu baskı ve yetkiler yüzünden devleti istediği gibi idare edememektedir. Roman bu siyasi ve dini zeminlerde oluşan bir cinayetin üzerine kurgulanmış polisiye kurmaca etrafında 13 yy İtalya’sının dini, siyasi, fikri ve inanç dünyası betimlenmiştir.  Ruhban sınıfı ölçüsüz derecede güçlü,  skolâstik düşünce egemendir. Papa, Kilise-devlet-tarikatlar arası çekişmeler yaşanırken Manastır Kütüphanesi etrafında olaylar genişlemeye başlar.  Yedi günlük bir zaman dilimi çerçevesinde işlenen cinayetleri Frensisken ve eski sorgucu William, yardımcısı Adso çözmeye çalışmaktadır. Bu polisiye öykü, gözlemci bakış açısıyla anlatıcı Melk’li Dom Adso’nun ağzından aktarılmıştır.  Romanın bölümleri Yedi günlük zaman dilimine bölünerek yazılmıştır. Bu siyasi, dini, felsefi düşüncelerin arasında dolaşan Adso’nun yaşadığı sıradışı aşk deneyimi ise romanın duygusal bölümünü oluşturmuştur.

En çok etkilendiğim alıntıları buraya bırakıyorum:

“bir şey yapıyorsunuz ve niçin yaptığınızı biliyorsunuz, ama ne yaptığınızı, niçin bildiğinizi bilmiyorsunuz.”

Gerçek bizi özgür kılar.

***

Kitaplık hem gerçeğin hem yanılgının kanıtıdır.

***

“Bir şey yapıyorsunuz ve niçin yaptığınızı biliyorsunuz, ama ne yaptığınızı, niçin bildiğinizi bilmiyorsunuz.”

***

Gençler artık hiçbir şey öğrenmek istemiyorlar, bilim geriliyor, tüm dünya tepe-taklak olmuş, körler körleri yönetiyor ve onları uçuruma sürüklüyorlar, kuşlar, daha uçmayı öğrenmeden yuvadan ayrılıyor, eşekler çalıyor, öküzler oynuyor.

***

“Kitaplar inanmak için değil, araştırmak için yazılır. Bir kitap karşısında onun ne dediğini değil, ne demek istediğini sormalıyız kendi kendimize; kutsal kitapların eski yorumcuları bu düşünceye açık seçik sahiptiler.”

***

Çünkü biz burada, kitaplar arasında, kitaplarla birlikte, kitaplara göre yaşayan insanlar arasında ne olduğunu anlamaya çalışıyoruz

***

– Hiç yanlış yapmaz mısınız?

– Sık sık… Ama yalnızca bir yanlıştansa, birçok yanlış tasarlıyorum, böylece de hiçbir yanlışın tutsağı olmuyorum.

***

“Her şeyde erinç (huzur) aradım ama hiçbir yerde bulamadım; bir kitapla çekildiğim köşeden başka.”

***

-Hakkın olmadan çok şey bilmek istiyorsun!

-Ben bir araştırmacıyım, bilmeye hakkım var; dünyanın öbür ucundan kalkıp kitaplığı tanımaya geldim; oysa kitaplık içinde kötü bir şey varmış gibi hep kapalı duruyor…

***

“Çünkü güzelliği yaratan, üç şeyin uyumudur: her şeyden önce, bütünlük ya da yetkinlik; bu yüzden yetkin olmayan şeylere çirkin deriz: sonra gerekli orantı ya da uyum; son olarak da aydınlık ve ışık; gerçekten de rengi açık seçik olan nesnelere güzel deriz.”

***

“Çoğu kez bilgi hazinelerinin saf kimselere karşı değil, tersine başka bilgili kimselere karşı korunması gerekir.”

***

“Düşünülmesi gereken biricik şey, yaşamımın sonunda bilincine vardım bunun, ölümdür. Yolcunun dinlenmesidir ölüm, her işin sonudur.”

***

“Kendilerini yazmaya ve okumaya adamış olan bu insanlar için, kitaplık hem Kutsal Kudüs kenti hem de bilinmeyen ülkeyle ölüler ülkesi arasındaki sınırda yer alan bir yeraltı dünyasıydı. Onları, vaatleri ve yasaklarıyla kitaplık yönetiliyordu. Onunla birlikte, onun için, belki de ona karşı yaşıyorlardı; suçlu suçlu, günün birinde onun tüm gizlerine ermeyi umarak. Zihinlerinin takıldığı bir şeyi öğrenmek uğruna ölümü; birisinin, kıskançlıkla korudukları bir gizi öğrenmesini önlemek için öldürmeyi niçin göze almış olmasınlar?”

***

ROMANIN KÜNYESİ

Kitap: Gülün Adı

Orjinal isim: Il Nome Della Rosa

Yazar: Umberto Eco

Çeviri: Şadan Karadeniz

İlk Baskı: 1980

Sayfa Sayısı: 512

GÜLÜN ADI

Roman yoğun ilgi görmüş ve 1986 yılında filme de alınmıştır.  

Film, büyük bir etki yaratmasa da, kitaba olan ilgiyi artırmış; genel olarak başarılı bulunmuş, romana yapılan eleştirilere nazaran daha olumlu tepkiler almıştır.  Film, romanın eleştiriye maruz kalan konularına fazla değinmeden, bu kesitleri ayıklanarak oluşturulmuştur. Meraklıları, son yıllarda oldukça moda olan, ortaçağ konseptli tarihi olaylarla dolu prodüksiyonların arasına sıkıştırıp izleyebilir.

İlknur Akpınar Yücedağ

FİLMİN KÜNYESİ

Yönetmen:     Jean-Jacques Annaud

Yapımcı:        Bernd Eichinger

Senarist:        Umberto Eco (Roman)

Oyuncular:    Sean Connery, Christian Slater, Michael Lonsdale, F.Murray Abraham

Türü:              Polisiye,Dram

Yapım yılı:    1986, İtalya,Fransa,Almanya (Ortak)

Süre:              126 dakika