ÖLMEYİ REDDEDEN KRAL – Zecharia Sitchin

booksiay

ÖLMEYİ REDDEDEN KRAL – Zecharia Sitchin

Ölmeyi Reddeden Kral
Reklamlar

İnsanoğlunun en büyük takıntısı olan “Ölümsüzlük” isteğinin belki de genlerimizden gelen bir başlangıcı vardır, kim bilir?

Annunaki’nin Ölümsüzlük Arayışı

British Museum’un düzenlediği Özel Gılgamış Sergisi’ne sürpriz bir davetiye alan kahramanımız Astra, sergide Eli adında bir adamla tanışır. Eli, Astra’nın Tanrıça İştar’ın reenkarnasyonu olduğunu düşünmektedir.

Kendisiyle ilgili birtakım sırlar bildiğini iddia eden yakışıklı adamın, anlattıkları karşısında şaşkına dönen Astra’nın, hayatı boyunca hissettiği, zaman zaman duyduğu geçmişin görüntüleri ve fısıltılarıyla katıldığı bu özel davet, sembollerle dolu bir başlangıçtan, dünyanın ve insanlık tarihinin gerçek rüyasına dönüşür.

Yaşadıkları ritüelin sonrasında Gılgamış ve İştar olarak uyanan Eli ve Astra,  ölümsüzlüğü bulma yolunda bin yıllarca geriye giden,  uzun tarihsel bir yolculuğa çıkarlar.

“Cennetin Kraliçesi” olarak anılan İnanna ‘nın, ana tapınma merkezi Uruk’taki Eanna Tapınağı’dır. Diana, İnanna, İştar, bir çok kültürde farklı isimlerle anılsa da, buranın koruyucu tanrıçası kabul edilir. Venüs gezegeniyle ilişkilendirilmiş ve aslan ile sekiz köşeli yıldız, en belirgin sembolü olmuştur.

Sümerler ve Annunakiler denince ilk akla gelen isimlerden bir olan Zecharia Sitchin , romanın kurgusunu giriş ve final bölümünde birkaç sayfayla sınırlı tutmuş. Hikâyenin boşluklarını “Gökten Yeryüzüne Gelenler” yani Annunakilerle doldurmuş. Giriş bölümü dışında tanıdık tarihi olaylar arasında hızla bitirdiğim kitabın sonu pek tatmin edici gelmedi.

Bir roman olarak çok başarılı olmasa da Sitchin ’in araya serptiği araştırmaları ve fikirleri merak edenler okuyabilir. Daha önce fark etmediğiniz detaylar bulabilirsiniz.

Zecharia Sitchin

Çivi yazısı dışında hiç bilinmeyen “ölü diller” konusundaki çalışmalarıyla da akademi düzeyinde önemli bir yeri olan Zecharia Sitchin, pre-astronotiğin en tanınmış temsilcisidir.

Antik Sümer çivi yazılı tabletlerin çevirisine dayanan teorisinde, varsayımsal bir on ikinci gezegen olan Nibiru tarafından Annunaki adındaki uzaylıların dünyamıza gelişini savunur. Madenlerinde çalıştırmak için köle işgücü olarak insanı yarattığını iddia eder.

Zecharia Sitchin’in düşüncelerinin detayına Dünya Tarihi serisinin ilki olan  “12. Gezegen “ kitap incelemesinde ayrıca değineceğim.

Kitabı bir roman gibi değil, tarih ya da arkeoloji kitabı gibi okumanızı tavsiye ederim.

Ünlü Gılgamış Destanı’nın farklı bir versiyonu olan romanın yeni yorumu sizi şaşırtabilir.

Çapraz okumayla eşzamanlı olarak 12. Gezegen ile Tüfek, Mikrop ve Çelik kitaplarını da okuduğum için daha hızlı algıladım ve bilgilerimi pekiştirdim.

Kitaplar bittiğinde şaşkınlıkla araştırmaya devam etme isteği duyacağınıza eminim.

ÖLMEYİ REDDEDEN KRAL – ALINTILAR

“Boynuzlu başlık, Göklerin Tanrısı Anu’yu temsil ediyordu. Kanatlı disk oğlu Aşur’un, Asur tanrılar sistemi liderinin kutsal simgesiydi. Hilal, Ay Tanrısı Sin’in sembolüydü. Çatallı yıldırım, Adad’ı temsil ediyordu. Sekiz köşeli yıldız, Romalıların Venüs diye adlandırdığı, savaş ve aşk tanrıçası İştar’ın simgesiydi.”

“Gözlerini kapadı ve çevresindeki gürültüye karşın, fısıldanan sözcükleri açıkça duyabildi.” Bak, Astra; kader yıldızına bak…”

“Astra benzer, yumrulu yara izini o elde hissedene kadar. “aman Tanrım!” dedi kadın “Evet, benim de çocukken ameliyatla çıkarılan, altıncı bir parmağım vardı,” dedi adam.

“Eski çağlarda Kenan’ın güneyinin Sina Yarımadası’yla sınır çizen tüm o bölümü, eşsiz özelliği altıncı bir parmak olan insanüstü varlıklar soyunun yaşadığı yer olarak bilinirdi.”

“Bir başka savaş da Gat’ta vardı ve bir başka dev de burada ortaya çıktı; Refaim soyundan geldiği için her bir elinde ve ayağında altı, toplam yirmi dört parmağı vardı.”

“Diğer eski insanların bilgilerine göre Refaimler, iyileştirmenin sırlarını bilen kutsal varlıklardı…”

“Refaim ’in kutsal özelliği, altıncı parmak işaretiyle ortaya çıkarak, onun soyundan gelenlere genetik olarak geçti.”

“Sümerler onlara Annunaki diyordu. Aynı anlama geliyor:” Gökten Yeryüzüne ’ne Gelenler”

“Bir an için ceylan benim oyun arkadaşım; bir an sonra ise senin yemeğin!”

“Saklanmak, ihaneti davet eder.”

“Tanrılar insanları kanatları altına aldıklarında bile, mücadele edip kazanmalarına ya da teslim olup yenilmelerine yetecek kadar engel bırakırlar. Tanrılar, kendi kendilerine yardım edenlere yardım ederler, dostum.”

“annemin dediğine göre bu, bir bitkiymiş; Hayat Ağacı ’nın meyvesiymiş”

“Gerçekten de bir bitki var ve onun meyvesi, Hayat Meyvesi’dir. Ancak onu tüketseydik bir daha yetişmeyecekti. Bu nedenle tanrılar onu, asla solmayacakları kuyunun dibine ektiler. Suyu içip içinde yıkanıyoruz; çünkü o meyvenin gücü sayesinde Hayat Suyu”

ÖLMEYİ REDDEDEN KRAL /  KİTAP KÜNYESİ

Adı: Ölmeyi Reddeden Kral  (Annunaki’nin Ölümsüzlük Arayışı)

Orijinal adı: The King Who Refesed to Die

Yazar: Zecharia Sitchin

Sayfa: 310

Tür: Roman, Edebiyat

Basımevi:  Omega · Haziran 2014

 

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

error: Content is protected !!
%d blogcu bunu beğendi: