KÖRLÜK- Korku, insanı kör eder!

“Bakabiliyorsan, gör. Görebiliyorsan fark et.!”

José Saramago

İnternetin, hayatımızda hava ve sudan sonra geldiği bu günlerde “göz” en çok kullandığımız organımız. Varoluşumuzdan bugüne beden dili, sonra duman ve sembollerle ilettiğimiz mesajları, artık yazıyla, sesle ve görüntüyle yapıyoruz. İnternet ve sosyal medya adını verdiğimiz platform yeni mecralarla sürekli büyüyor. Henüz on yılları bulan geçmişine rağmen, içeriğinde yarattığımız veri toplamı, kaç “eksabayt” tır, tahmin edebilen var mıdır? Teknoloji ve modernite ile birlikte hayatımızdaki alanlar o kadar çeşitlendi ki, bu sadece görme duyumuzu değil, görme algımızı ve farkındalığımızı da etkiledi. İnsanların dikkatini çeken bir olgu yoksa baksalar bile görmüyorlar…

1998’de Nobel Edebiyat Ödülünü de almış olan, özgün adı “Blindless” adlı roman, Portekizli yazar Jose Saramago’nun bir eseridir. Bakmak ve görmek arasındaki farkı insanlara açıklamaya çalışan en çarpıcı eserlerden biridir. Jose Saramago, bu romanında, Liberal demokrasinin insanları sürüklediği sağlıksız ortamı körlüğe benzetmiş ve salgın halinde yayılan bu durumu metafor olarak kullanmıştır. Yazar, insanların içindeki hayvani duyguları ve insani erdemleri, zaman zaman hayatta kalma içgüdüsüyle ortaya çıkan benlik çatışmalarını başarıyla yansıtmıştır. İnsani değerlerimizin yeni sınavlardan geçtiği bu günlerde okumak isteyebilirsiniz.

KÖRLÜK

Körlük Romanı,2008 yılında özgün adı Blindless ile sinemaya da uyarlanmıştır. Önce kitabı okuduğum için, filmi endişeyle seyretmiştim. “Körler” dünyasındaki duyguların olaylardan daha fazla olduğu ve her şeyin tasvirle yapıldığı bir romandan uyarlama çok zordur. Ancak garanti ederim, kitaptan birebir uyarlanmış ve başarılı olmuş en iyi filmlerden diyebilirim. Yönetmenliğini Fernando Meirelles’in yaptığı filmde, Julian Moore, kitaptaki ana karakter  “Doktorun Karısı” rolünde çok başarılı bir oyunculuk sergilemiş.

Gelelim hikâyeye; “körlük” Saramago’nun yarattığı bir çürüyüşün öyküsüdür. Arabasının içinde, yaya geçidinin önünde durmuş yeşil ışığı beklerken kör olan bir adamın duyduğu korku ve çaresizlikle başlar. Arabasında kör olan adamın yardımına koşan hırsız ve onları tedavi etmeye çalışan doktor hepsi kör olurlar. Herkese bulaştırdıkları bir salgını başlatırlar. İktidar körlük teşhisi konulan ve hastalığı bulaştırma riski olan bu insanları toplar ve eski bir akıl hastanesine kapatır. Burada, her sınıftan insan vardır. Anonsla belirtilen ilk tutsaklık gününde kesin emirler duyurulur. Kimse dışarıya çıkmaya çalışmayacaktır. Aksi bir durumda birey ölüm cezasına çarptırılacaktır. Günler geçer, körlük ülkede gitgide yayılır. Hastalığın iktidardakilere de bulaşmasıyla kaos başlar. Kaos nedir, düzen nedir? Sorularıyla sık sık yüzleşilir. Bu yeni hapishanede gün geçtikçe bireyler oto kontrolü kaybederler. Açlık ve taciz insanları değiştirir ve seviyesizleştirir.  Doktorun karısının gözlerinin görmesi ve gelişmeler karşısındaki kontrollü hali size çok tanıdık gelebilir. o aslında, günümüzde her şeyi olduğu gibi kabullenmeyen ve olayları sorgulamayı ilke edinmiş bireylerin bir yansımasıdır.

İnsan  ne tam iyi ne de tam kötüdür fikrinde dolaşırken Saramago, insanlığın sınırlarını cesurca sorgular bu kitapta… hepimizin varoluşu, ışığın ve karanlığın karmasıdır…

Adının tersine gözümüzü açan, kaybolan değerleri, zor zamanların öğretilerini göstermek adına okunması gereken bir eser ve izlenmesi gereken bir film.

Umarım beğenirsiniz…

Buraya etkileyici birkaç alıntı ve hemen ardından kitabın ve filmin künyelerini bırakıyorum. Eklemek istediklerinizi yorumlarda bekliyorum.

Sevgiler

İlknur Akpınar Yücedağ

ALINTILAR:

“Bir salgın hastalık söz konusu olduğunda suçlu yoktur, herkes kurbandır”

“Bence biz kör olmadık, biz zaten kördük. Gören körler mi, gördüğü halde görmeyen körler.”

 “Homeros’un, her şeyden önce ölümü ve acıları anlatan bir şiiri olan İlyada’sında söylediği şeyi anımsayabildi, Bir doktor tek başına birçok insana bedeldir.”

 “Asıl körlük, umudun tükendiği bu dünyada yaşamaktı.”

“Nasıl tanıdınız beni, Daha çok, sesinizden… Çünkü ses, göremeyen insanın görme duyusudur.”

“Ne iyilik süreklidir ne kötülük, ya da daha edebi bir ifadeyle, Ne mutluluk sonsuza dek sürer ne de mutsuzluk, bu yüce özlü sözleri yaşamın ve kaderin bahtsızlıklarından geçerek öğrenmeye zaman bulanlar söylemiştir.”

 “Sessiz kalma en kuvvetli alkışlamadır.”

“Duyduğumuz acı ve çektiğimiz sıkıntı, bedenimizin kaldıramayacağı kadar yoğunlaştığında, içimizdeki hayvan dışarıya çıkar…”

“Göz, belki de insan bedeninin içinde ruh barındıran tek kısımdır.”

“Papaz giysisi giymekle papaz olunmadığı gibi, eline asa almakla da kral olunmaz.”

“anlaşılmak için sözcüklere başvurmak zorunda kalmamayı ben de çok istiyorum.”

“Zorunluluklar insana mucizeler yarattırır.”

“Duyguları ifade edecek kelimeleri kullanmamak, yaşamda yavaş yavaş kör olmak değil midir zaten.”

“Burada patron kim, bilmek iyi olur….Eğer ciddi olarak -düzen kuramazsak patronumuz açlık ve korku.”

“Kimi insanlar gözlerin gördüğü için senden nefret edecektir…”

“Ölüm geldiğinde herkes aynı körlüğe bürünmüş olacaktı.”

“Hayvana dönüşmenin birçok yolu var…”

“Her şeye egemen olan zamandır, zaman, kumar masasında karşımızda oturan öteki kumarbazdır ve bütün kartlar onun elindedir, bizler ancak yaşam karşılığında o masadan bir şeyler kazanırız, kendi yaşamımız karşılığında.”

“Zaman geçtikçe, birlikte yaşarken ve genetik değişimler olurken, vicdanımızı giderek damarımızda dolaşan kanın rengine ve gözyaşlarımızın tuzuna buladık, bu da yetmiyormuş gibi, gözlerimizi içimizi gören birer aynaya dönüştürdük, sonuçta gözlerimiz, ağzımızla inkâr etmeye çalıştığımız şeyleri çoğu zaman hiç çekincesiz gözler önüne serer hale geldi.”

“Gören gözlerimiz olmasına o kadar alışığız ki, dedi, bir işe yaramadıkları halde onları hâlâ kullanabileceğimizi düşünüyoruz….”

“Hepimiz bir zamanlar daha güzeldik, Sen hiçbir zaman bu kadar güzel olmamıştın, dedi ilk körün karısı.”

KİTAP KÜNYESİ:

Kitap adı: Körlük

Orijinal Adı: Blindless

Yazar: Jose Saramago

Çeviri: Aykut Derman

Yayınevi: Can Sanat

İlk Baskı: 1999

FİLMİN KÜNYESİ:

Yönetmen:         Fernando Meirelles

Oyuncular:         Julianne Moore, Mark Ruffalo

Yapım yılı:          2008

Süre:                    121 dakika