Parmak Uçlarından Evrene Uzanan Bir Yolculuk: Doctor Strange Felsefesiyle Hayatı Yeniden Yorumlamak
Düşünceler Gerçekliği Şekillendirir
“ Bu evren, sonsuz sayıdaki evrenlerden bir tanesi sadece.
Sonu olmayan dünyalardan biri.
Bazıları hayırlı ve hayat sürdürülebilir,
Bazıları ise şer ve açlıkla dolu.
Zamandan bile eski, aç ve beklemekte olan güçlerin bulunduğu karanlık yerler.
Bu çoklu evrenin enginliğinde siz kimsiniz Bay Strange?”
Ancient One/ DR.STRANGE
“-Anne, “Avengers: Endgame” geliyor, mutlaka izlemeliyiz, bayılacaksın! Stan Lee öldüğü için Marvel Sinematik Evreninin bir dönemi kapanıyor. Bu filmde onun son cameosu olacakmış.( Cameo, oyun, film, video oyunu, televizyon gibi gösteri sanatlarında insanlar tarafından çok bilinen birisinin kısa süre ile görülmesine deniyor. Bunu da Can’dan öğrendim)”
“Marvel Sinematik Evreni de nedir Can?”
“Olamaz… Anne baştan mı başlayacağız şimdi!”
Her şey bu konuşmayla başladı. 2018 yaz tatili Can’ın rehberliğinde Simay’la birlikte Marvel Sinematik Evreninin “Iron Man “ ile başlayan ve “Endgame” ile o dönemde son bulan sinema koleksiyonunu güncelleme ile geçti. Tabi ki, tüm dünya gibi ben de bütün o süper kahramanların hepsini tanıyordum. Filmlerin birçoğunu izlemiştik. Wolky fantastik filmleri tercih etmezdi. Hayranı olduğu için en azından “Thor ”un maceralarını izledi. Avengers: Endgame filmin ilk sahnelerinin de Wolky’de özel bir yeri vardır 😉
Marvel Sinematik Evreni
Marvel’in tüm kahramanlarının hikâyelerinin birbirini tamamladığını oğlumun rehberliğinde fark ettik. O yaz, yirmi iki filmlik Marvel Sinematik Evreni denizden, güneşten, kitaplardan kalan tüm boş zamanlarımızın misafiri oldu. Hepimiz bu büyülü dünyada Stan Lee’nin maceracı zihninin kıvrımlarını keşfettik.
Spider-Man, X-Men, Iron Man, Thor, Hulk, Black Widow, Fantastik Dörtlü, Kara Panter, Daredevil, Doktor Strange, Scarlet Witch ve Ant-Man gibi çok sayıda popüler kurgusal karakter yaratan çizgi roman yazarı, editör ve yapımcı olan, Stan Lee, 12 Kasım 2018 tarihinde 95 yaşında hayatını kaybetti. Bizim gençliğimizde bile tonton amca olan Stan Lee’nin tüm filmlerde yer alan cameo görüntüsü büyük bir geleneğe dönüşmüş durumdaydı. İşte Stan Lee’nin yarattığı bu mutant ve sıradışı karakterlerin süper güçleriyle var olduğu filmlerin, hikâyelerinin geçtiği kurgusal evren de, Marvel Sinematik Evreni…
Marvel Sinematik Evreni’nin kahramanları arasındaki Dr. Strange ise, Simay’la benim favori karakterimiz. Kahramanımızı, Benedict Cumberbatch’in canlandırması bu seçimimizde çok etkili bir faktör.
Bir insanın gerçek gücü, parmak uçlarındaki neşterin keskinliğinde mi yoksa ruhundaki o tekinsiz ama bir o kadar da elzem olan teslimiyette mi gizlidir?
Çoğumuz hayatı, kendi inşa ettiğimiz fildişi kulelerin konforlu alanından, kontrolün tamamen bizde olduğu yanılgısıyla izleriz. Oysa gerçeklik, Stephen Strange örneğinde olduğu gibi, o kuleyi bir saniyede yerle bir edebilir. Kadim Olan’ın (Ancient One) o sarsıcı uyarısı, modern insanın kibrine indirilmiş bir balyoz gibidir:
“Kendini madde ve ötesi yok sanıyorsun… Sen sadece kayıtsız bir evrendeki küçük, geçici bir lekesin.”
Stephen Strange’in ameliyathanedeki kibirli zirvesinden Kamar-Taj’ın gizemli eşiğine uzanan dönüşümü, basit bir süper kahraman anlatısı değil, radikal bir varoluşçu “kendini bulma” manifestosudur. Fiziksel kaybın, zihinsel ve ruhsal bir kazanıma dönüştüğü bu süreç, aslında her birimizin hayatındaki “anahtar deliği” perspektifinden çıkış yolunu gösterir. Çünkü “Evrenin büyük hesabında, senin fedakarlığın hayatından çok daha fazla şey ifade ediyor.” Bu dönüşümü anlamak için önce, Strange’in dünyayı nasıl “ölü bir makine” olarak gördüğünü incelemek gerekir.
1. Baconcı Projenin Çöküşü: “Ölülerin Tamircisi” Olmak ve Kontrol Yanılsaması
Modern bilim ve tıbbın temeli, Francis Bacon’ın “doğaya hükmetme” (Baconian Project) arzusu üzerine kuruludur. Strange, bu projenin en parlak ve en yaralı temsilcisidir. Onun “mükemmel kayıt” tutkusu, hastalarını birer “töz” veya insan olarak değil, çözülmesi gereken teknik arızalar olarak görmesine neden olur. Kaynakların vurguladığı ironi tam burada yatar: Strange, yaşayan bedenleri Baconcı bir perspektifle “ölü makineler” (cadavers) gibi tedavi eder. O, kaza öncesinde aslında bir şifacı değil, “ölülerin tamircisi” (mechanic of the dead) rolündedir.
Strange’in cerrahlık kariyerindeki narsisizmi, kontrolün bir güvenlik kalesi değil, insanı yalnızlaştıran bir hapishane olduğunun kanıtıdır. Ellerini iyileştirme çabası, sadece tıbbi bir arayış değil, geçmişe ve eski kimliğine duyduğu hastalıklı, “inauthentic” (sahici olmayan) bir tutunma sancısıdır. Bu sancı, her şeyin kontrol altında olduğu yanılsamasının çöküşüdür ve bizi Heidegger’in “kaygı” (angst) kavramıyla, yani varoluşun en çıplak haliyle yüzleştirir.
Heidegger ve Ontolojik Uyanış: Seyircilikten Sahiciliğe
Martin Heidegger’e göre hayat, ölümün kaçınılmazlığıyla sarsılana kadar “kayıtsız” bir akıştır. Strange’in yaşadığı kaza, onu dünyayı sadece bir gözlemci olarak izlediği “ontik” (ontic) varoluşundan çekip çıkarır. Heideggerci bir perspektifle baktığımızda, Strange artık dünyayı dışarıdan inceleyen bir spektatör olmaktan çıkıp, dünyanın bir parçası olan ve “kaygı duyan” (ontological) bir özneye dönüşmek zorundadır.
Ancient One’ın “Ölüm, hayata anlam veren şeydir. Günlerinin sayılı olduğunu bilmek…” repliği, Strange için “Vicdanın Çağrısı” niteliğindedir. Kaecilius, ölümsüzlük arayışıyla sahici olmayan bir yola saparken; Strange, ölümlülüğün hayata verdiği ağırlığı kabul ederek otantik hale gelir. Dormammu’nun karanlık boyutu, aslında Sisyphus efsanesindeki gibi anlamsız ve bitimsiz tekrarların hüküm sürdüğü bir hapishanedir; oysa anlam, sınırların varlığında gizlidir. Ölümü kabul etmek, Strange’i kaderiyle kavga etmekten vazgeçirip Nietzsche’nin o sarsıcı öğretisine hazırlar.
Silahlandırılmış Ebedi Dönüş: Amor Fati ve Zaman Döngüsünde Dans
Strange’in Dormammu ile olan pazarlığı, Nietzsche’nin “Amor Fati” (Kader Sevgisi) kavramının stratejik bir varlık yönetimine dönüşmesidir. Strange, zaman döngüsünü sadece bir tuzak olarak değil, bir felsefi kabulleniş olarak kullanır. Bu, “Silahlandırılmış Ebedi Dönüş”tür . Zaman karşısında intikam arzusu duyan biri bu döngüde dişlerini gıcırdatırken, Strange “Acı benim eski bir dostumdur” diyerek her anı sonsuza dek yaşamaya razı bir “Üstinsan” seviyesine erişir.
O artık geçmişi değiştirmeye çalışan yaralı bir ego değil, yaşadığı her acıyı ve ölümü onaylayan bir “evet-sayıcı” olmuştur. Bu mertebede birey, kendi küçük dünyasının sınırlarını aşarak bütünü görebilecek bir olgunluğa ulaşır. Bu olgunluk ise Strange’e, narsisizmin en büyük panzehiri olan o cümleyi fısıldar.
“Mesele Sen Değilsin”: Egonun Sessizliği ve Kolektif Sorumluluk
Strange’in cerrahlık yıllarındaki hali, Sartre’ın deyimiyle “rolünü oynamak” ama hayatın özüne dokunmamaktır. O, sadece başarılı bir doktor rolünü oynuyordu; ta ki “Mesele sen değilsin” (It’s not about you) dersini alana dek. Gerçek güç, bıçağı tutan tek el olmaktan değil, başkalarının da o bıçağı tutabileceğine duyulan güvenden gelir. Artık evrenin merkezinde kendi başarısı değil, “kolektif sorumluluk” vardır. Bu stratejik gelişim, gerçekliğin sadece gördüklerimizden ibaret olmadığını, epistemolojik bir sarsıntıyla anladığımızda kalıcı hale gelir.
Keyfiyetten Hakikate: Descartes’ın Zihni ve Agamotto’nun Rehberliği
Ancient One, Strange’in dünyayı bir anahtar deliğinden izlediğini söylerken onun materyalist dogmatizmini hedef alır. Strange’in astral seyahatleri, Descartes’ın “Zihin-Beden Düalizmi” için yaşayan bir laboratuvardır.
Strange, “unreality” içinde gerçek bilgiyi bulurken, bilginin sadece bilmek için değil, varoluşu dönüştürmek için olduğunu anlar. Bu uyanış, onu çoklu evrenlerin aynasındaki en büyük düşmanıyla yüzleştirir: Kendisiyle.
Sizin “Zaman Döngünüz” Hangisi?
Stephen Strange, artık sadece bir büyücü değil, bir “Existentialist Supreme” (Varoluşçu Yüce Büyücü) olarak karşımızda duruyor. O, kontrolü bırakmanın gerçek güç, ölümü kabul etmenin gerçek yaşam ve kolektif sorumluluğu kucaklamanın gerçek bilgelik olduğunu keşfetti.
Peki ya siz? Hayatınızdaki o dar “anahtar deliğinden” bakmayı bırakıp, kendi egonuzun ötesindeki o devasa evreni kucaklamaya hazır mısınız?
Bugünü, tüm acı ve hatalarıyla sonsuza kadar tekrar yaşamaya değer kılacak hangi seçimi yapacaksınız?
Unutmayın; evrenin büyük hesabında sizin fedakarlığınız, sadece kendi hayatınızdan çok daha fazlasını ifade ediyor.

REPLİKLER
“Dünyanın nasıl döndüğünü bildiğini sanıyorsunuz değil mi? Her şeyin bu fiziksel evrenden ibaret olduğunu mu sanıyorsunuz? Gerçek olan nedir? Mantığınızın ötesinde yatan gizemler nelerdir? Var oluşun temelinde ruh ve madde bir araya gelmektedir.”
“Bugüne kadar bütün dünyaya bir anahtar deliğinden baktın bütün hayatını ise o deliği genişletmeye çalışırken geçirdin. Daha çok görmek için daha çok öğrendin. Şimdiyse o deliğin hayal bile edemeyeceğin şekilde genişletebileceğini duyunca, olasılıkları ret mi edeceksin?”
”Hayata anlam veren şey; ölümdür. Günlerinin sayılı olduğunu bilmektir.”
”Her şey mantıklı olmaz. Her şeyin mantıklı olması gerekmez.”
”Hangi yolları seçtiğine dikkat et. Senden daha güçlüler yollarını kaybettiler.”
“Zaman, seni sevdiğimi gösterecek.”
“Nehri zorla dize getiremezsin. Akışına kendini bırakıp, gücünü kendi gücün gibi kullanmak zorundasın.”
“Mantığın seni hayatında bir yere kadar götürdü. Daha ileriye götürmeyecektir. Teslim ol Stephen. Egonu sustur. Ve gücün yükselsin.”
“İnsanlar iyilik ve kötülük olarak düşünüyor. Gerçekte zaman hepimizin gerçek düşmanı. Zaman hepimizi öldürüyor.”
Sonu olmayan dünyalardan biri.
Bazıları hayırlı ve hayat sürdürülebilir,
Bazıları ise şer ve açlıkla dolu.
Zamandan bile eski, aç ve beklemekte olan güçlerin bulunduğu karanlık yerler.
Bu çoklu evrenin enginliğinde siz kimsiniz Bay Strange?”
FİLM KÜNYESİ
Yönetmen: Scott Derrickson
Yapımcı: Kevin Feige
Senarist: Scott Derrickson, C. Robert Cargill
Uyarlama: Doktor Strange–Steve Ditko
Oyuncular: Benedict Cumberbatch, Chiwetel Ejiofor, Tilda Swinton, Rachel McAdams,
Yayın tarihi: 13 Ekim 2016
Süre: 115 dakika



2 Responses
[…] Marvel & DC […]
[…] Sherlock, dünyayı sallarken, hem Benedict Cumberbatch, hem de onun başarıyla canlandırdığı 21. Yüzyılın “Sherlock Holmes” karakteriyle […]