1984 – “Bir gün karanlığın olmadığı bir yerde buluşacağız.”

“Gökyüzünün herkes için bir olması ne kadar tuhaftı. O göğün altındaki insanlar da birbirlerine çok benziyorlardı; her yerde, yeryüzünün dört bir yöresinde, birbirlerinin varlığından habersiz, aralarına nefret ve yalan duvarları girmiş, ama yine de birbirinin aynı olan; düşünmeyi hiçbir zaman öğrenmedikleri halde, bir gün dünyayı altüst edebilecek gücü yüreklerinde, içlerinde, kaslarında biriktirmekte olan yüz milyonlarca insan yaşıyordu.”

1984 – George Orwell
1984

Elimdeki kitabı satın aldığımda takvimler 1985 yılını gösteriyordu ve henüz 14 yaşındaydım. Hayatımıza renkli televizyon kavramı bile yeni girmişken kitaptaki kontrol sistemi o yılda bile ütopik geliyordu. Bugünlerde etrafıma baktığımda şaşırıyorum. Kendimize ait tüm paternleri, tercihleri ve bilgileri büyük bir iştah ve gönüllülükle teslim ettiğimiz “Büyük Veri” artık hepimizin “Büyük Birader’i.

1984 romanı,  günümüzde V For Vendetta, See, Yüksek Şatodaki Adam, 1983 gibi birçok yapımın senaryolarına ince ince sızan bir hikaye…Yayınlandığı andan itibaren kitaplara da fikir öncülüğü yapan roman, George Orwell ’ın “Hayvan Çiftliği” romanından sonra kaleme aldığı en ünlü distopya. 1947-1948 yıllarında yazılan roman, 1984 yıllarındaki hayali bir dünyayı konu ederken yazar gerçeğe bu kadar yaklaşacağını biliyor muydu acaba? “Big Data ”nın ve dijital gözlerin bizleri sürekli gözetlediği ve dinlediği bir dünyanın varlığını bu kadar önceden bilmek oldukça öngörülü bir zihnin işaretçisi…  

big data / teknoryum

Hayvan çiftliğinde de gözlem ve metaforlarla sosyal, siyasal düzeni eleştirirken başarılı bir kurgu ortaya koyan Orwell, 1984 romanıyla neredeyse tüm zamanların en çok bilinen kullanılan kurgusunu yaratmış. Öyle ki, romanda geçen “Büyük Birader”, “Ağabey Bizi Gözetliyor”, “Düşünce Polisi”  kavramları günümüzde oldukça sık kullanılır hale geldi. Algı yönetimi ile yaşam kalitesinin sınırlandırıldığı buna rağmen hallerinden memnun bir topluluğun öyküsünde, tek partili totaliter bir rejim tarafından korku, manüplasyon ve toplum mühendisliği yapılan halkın hayatı ve sınırlanmış özgürlükleri anlatılıyor.

2. Dünya Savaşı’ndan sonra yeniden kurulan bir dünyanın 1984 yılını anlatan romanda, Gerçek Bakanlığı’nda çalışan kahramanımız Winston Smith sisteme başkaldırır. Bu ayaklanma için destek arar. Ancak, güvendiği kişiler tarafından ihanete uğrar ve tuzağa düşürülür. “ANTİKA” dükkanında yakalandıktan sonra, Otomatik Portakal’ın Ludovico tekniği gibi beyin yıkama yöntemleri ve işkencelerle Winston Smith de sisteme ayak uyduran ve sistemden memnun olan birine dönüştürülür.

1984 & Sherlock

Winston’ın macerasında peşinden sürüklendiği özgürlük arayışında Emmanuel Goldstein’in öğretilerinin olduğu bir kitaptan bahsedilir. Bu kitap üç bölümden oluşmaktadır ve dünyanın o zamanki konumunu ve Büyük Birader’in kurduğu sistemi anlatmaktadır. Bu kitapta yapılan tasvirlere okuyucu olarak dikkat etmelisiniz. Kurgu burada şekillenmektedir.

Rakamlardan oluşan ender romanlardan biri olan 1984, içinde başka bir kod daha taşır:101 nolu oda.

Aslında “bir, sıfır, bir” bilgisayar kodlama dilinin temel lego taşı, tuğlasıdır. Tüm kodlamalar bu iki sayıya bağlıdır. Zihinlerin türlü işkencelerle kodlandığı “özel”odanın adının “101” olması ise ayrı bir göndermedir.

Dikkatle okuyun, tanıdık gelecektir.

Sherlock & 1984

ALINTILAR:

“İtiraf etmekten söz etmiyorum. İtiraf, ihanet değildir. Ne söylediğin ya da ne yaptığın önemli degil; yalnızca duygulardır önemli olan. Beni seni sevmekten caydırırlarsa, işte o zaman gerçekten ihanet etmiş olurum.”

“Zekilik kadar aptallık da gerekliydi, ama aptalca davranmak da zekice davranmak kadar zordu.”

“İnsanoğlu, kimi zaman, acıya dayanabilir, en ölümcül acıya bile. Ama herkesin asla dayanamayacağı, aklından geçirmek bile istemeyeceği bir şey mutlaka vardır. Burada cesaret ya da korkaklık söz konusu edilemez. Yüksek bir yerden düşerken bir ipe tutunmak korkaklık sayılmaz. Suyun dibinden yukarı çıktığında ciğerlerini havayla doldurmak da korkaklık sayılmaz. Karşı konulamayacak bir içgüdüdür bu.”

” İnsan sevilmekten çok anlaşılmayı istiyordu belki de. “

“Parti ne denli güçlenirse, o ölçüde hoşgörüsüzleşecek: Muhalefet ne denli zayıflarsa, zorbalık o ölçüde artacak.”

“İnsan insana nasıl hükmeder, Winston?”

Winston, biraz düşünüp, “Acı çektirerek,” dedi.”

“Bağlılık, düşünmemek demektir, düşünmeye gerek duymamak demektir. Bağlılık, bilinçsizliktir.”

“Bilinçleninceye kadar asla başkaldırmayacaklar, ama başkaldırmadıkça da bilinçlenemezler.”

“İnsanlar özgürlük ve mutluluk arasında seçim yapmak zorundaydı ve büyük çoğunluk mutluluğu seçiyordu.”

“Akıllılık çoğunluğa bakılarak ölçülmez.”

“Belki de delilik dedikleri tek kişilik bir azınlıktır.”

“Hiyerarşik toplumun varlığı, uzun sürede, ancak yoksulluk ve cehalete yaslanarak sürebilirdi.”

 “Bir daha asla normal bir insanın duyumsadıklarını duyumsayamayacaksın. Yüreğindeki her şey ölmüş olacak. Bundan sonra sevgi nedir, dostluk nedir bilemeyeceksin; ne yaşama sevinci ne gülüp eğlenmek ne merak ne cesaret ne de dürüstlük, hepsinden yoksun kalacaksın. Bomboş bir adam olacaksın. Sıkıp içini boşalttıktan sonra, içine kendimizi dolduracağız.”

“Biz, sapkınları bize direniyor diye yok etmeyiz; direndikleri sürece asla yok etmeyiz. İnançlarından döndürür, kafalarının içine ele geçirip yeniden biçimlendiririz. İçlerindeki tüm kötülükleri, tüm yanılgıları silip atar, lafta değil, canı gönülden saflarımıza katılmalarını sağlarız. Öldürmeden önce bizden biri yaparız. Ne kadar gizli ve güçsüz olursa olsun hiçbir yanlış düşüncenin bu dünyada barınmasına katlanamayız.”

“Duygularını gizlemek, aklından geçenlerin yüzüne yansımasını önlemek, herkes ne yapıyorsa onu yapmak, içgüdüsel bir tepkiydi. Ama gözlerinin birkaç saniyeliğine de olsa duygularını dışavurması onu ele verebilirdi.”

“O zaman yalan tarihe geçecek ve gerçek olacaktı. Parti sloganında ne deniyordu:”Geçmişi denetim altında tutan, geleceği de denetim altında tutar; şimdiyi denetim altında tutan, geçmişi de denetim altında tutar.”

“Bir gün karanlığın olmadığı bir yerde buluşacağız.”

KİTAP KÜNYESİ:

1984 & Sherlock

Adı: 1984

Yazar: George Orwell

İlk yayın tarihi:  8 Haziran 1949

Yayın Yılı: 1984

Yayınevi: İkizler