BÖYLE BUYURDU ZERDÜŞT- Yalnızlıkta Pek Fazla Kaldım; Bu Yüzden Susmayı Unuttum

“Her şey gider ve her şey geri gelir. Varlığın tekeri her zaman döner.

Her şey ölür ve her şey yeniden çiçek açar. Varlığın yılı sonsuza devreder.

Her şey kırılır, her şey yeniden yapılır. Varlığın evi her zaman aynı evdir.

Her şey ayrılır ve her şey yeniden buluşur. Varlığın halkası her zaman kendisine sadık kalır.

Varlık her an yeniden başlar ve burada her şeyin etrafında küre döner.

Her şey orta. Sonsuzluğun yolu eğri.”

Böyle Buyurdu Zerdüşt-F. Nietzsche

Tarihin akışını değiştiren kaç nesne vardır? İşte onlardan biri Nietzsche’nin “Böyle Buyurdu Zerdüşt” kitabı. Kendi küçük, içeriği büyük bu kitabın “Kelebek Etkisini” tahmin edemezsiniz. Sadece giriş cümlesini oluşturan “Bengi Döngüsü” bile Galileo ’nin ifade ettiği  “Dünyanın dönüşü” kadar önemlidir.

Nietzsche’nin zihninin zirvesindeki “mağarada” yaşayan “Zerdüşt” öyle bir buyurur ki; sözleri yüzyılları aşar günümüze taşar ve yoluna devam eder. Nietzsche’nin, Zerdüşt’ün avatarlığında savunduğu düşünce sistemine denk gelecek tek kelime var: EVRENSELLİK

Ancak 19. yüzyılın dindar, muhafazakâr ve geleneksel yapısının içinde isyanın bayrağı gibi dikilen bu düşünceler topluluğu, günümüzde her köşede birdenbire görmeye başladığımız bir ” monolite” gibi felsefe dünyasına düşer. Tıpkı, bloklara bakarak ne olduğunu anlamaya çalışmamız gibi çağdaşları da ” Zerdüşt”ü bu şekilde anlamaya çalışmış. Dünyanın anlaşılmaz, akıl almaz prensipler üzerine kurulu nedenselliklerine örnekler vererek bireye, topluma, insanlığa her düzlemde evrensel sorular yöneltir. Tarihin değişkenliğiyle paralel cevapları olan sorular zinciriyle başlayan kitap, her biri tokat gibi zihninizde çınlayacak dört bölüm ve seksen başlıktan oluşur. Başlangıç söylevindeki birkaç sorusuna bir göz atın:

“Yasayabileceklerimizin en büyüğü nedir?

Benim aklım nedir?

Benim erdemim nedir?

Benim adaletim nedir?

Benim acımam nedir?”

Söylevinin finalinde Zerdüşt tüm dünyada bomba etkisi yaratacak cümlesini buyurur:

“İnsan bir iptir ki hayvanla “insanüstü ” arasına gerilmiştir.”

Bugün sıradan hayatın sıradan sorunlarıyla uğraşıp gündelik telaşları bitirmeye çalışan kaç kişi durup bu soruları soruyor ve “İnsanüstü” kavramını düşüyor acaba?

Nietzsche kelimeleriyle insanüstünü yaratırken tüm ihtiyaçları ve hedefleri her düzlemde tek tek anlatır. Bireyi incelerken ruh, beden, yaşam, ölüm, aşk, nefret, erdem, aydınlık, karanlık gibi her bir cümlesi birer aforizma olan bölümlerini sıralar. Yeryüzü, gökyüzü, yıldızlar, güneş ve ayın peşinden koşarken zaman, kader, varoluş ve benlik kavramlarının derinlikleriyle zirvesi arasında da seyahat eder. Ardından toplumun başta din, siyaset, devlet, ekonomi ve ortak yaşam üzerine kurulu birlikteliklerini eleştiri yağmuruna tutarken insanlığın yarattığı bütün totemleri ve tabuları yerle bir eder. Sınırları yok ederken insanüstünü tanrı katına çıkarır ve hayalindeki bütüncül evreni yaratır.

20. Yüzyıl düşünürlerinin bir kısmı Faşizmin babası olarak görüp,  Hitler’in düşüncelerinin kaynağı olduğunu iddia etse de, incelikli bir okuma yaptığınızda mükemmel insanlığın peşinde olduğunu ve neden yüzyıllardır herkesin onun peşinden gittiğini anlayacaksınız. Irvin Yalom’un “Nietzsche Ağladığında” kitabından hatırlayacağınız Lou Salome ile olan ilişkisinin olumsuz etkisi kadınlara olan eleştirilerini de oldukça keskinleştirmiş. Kitabın olumsuz özelliği ve eleştirilecek tek yönü budur. Ancak zihninizde açtığı pencereler bu eleştiriyi gölgede bırakacaktır.

Okuduğunuzda günümüzden 200 yıl önce dünyayı deneyimlemiş olan bu çılgın dâhinin nasıl olup da 21. Yüzyılı anlatabildiğine de şaşıracaksınız. Sanki zamanda yolculuk yapıp her şeyi gördüğünü düşüneceksiniz.

Belki de öyledir, kim bilebilir?

Baştan uyarayım uzun ve derinlikli bir okuma olacak. Bu nedenle zihniniz sakinken ve odaklanabildiğiniz zamanlarda okuyun. Mümkün olduğunca bu manifestoyu bitirmeden bırakmayın derim.

ALINTILAR

“Bütün denizler sakinleşip senin özlemini dinleyinceye kadar gürleyen şarkılar soyle!”

“İnsanın hali de bu ağaç gibidir. Yükseklere ve aydınlıklara çıkmak istediği oranda kökleri toprağa, aşağıya, karanlığa, derine ve kötülüğe dalar!”

“Bu ağacı ellerimle sallamak istesem bunu yapamam; fakat bizim görmediğimiz rüzgâr, onu sarsar ve istediği tarafa eğer. Biz en çok görünmeyen eller tarafından eğilir ve yoğruluruz.”

“Ben” ve “benliğim” sık sık şunu görüşür: Bir dost olmasaydı nasıl dayanırdık?

“Henüz kendinizi aramadığınız bir anda beni buldunuz. Bütün müritler bunu yapar. Onun için bütün insanların aslı yoktur.”

“Şimdi size beni kaybetmenizi ve kendinizi bulmanızı öneriyorum…”

“Ey yalnızlar!… Uyanık durun ve dinleyin! Gelecekten gizli kanat darbeleriyle rüzgârlar esiyor ve hassas kulaklara iyi haberler geliyor.

“Bugünün yalnızları ve ayrılanları !… Artık siz bir ulus olmalısınız. Bizzat kendini seçmiş olan, sizlerden seçme bir ulus oluşturmalıdır ve bu ulus içinden de “insanüstü ” doğmalıdır.”

“İnsan bir tecrübedir. Ah birçok hata bizde toplanmıştır. Bin yılların yalnız bilinci değil, deliliği de bizim başımızdadır. Mirasçı olmak tehlikeli şeydir aslında.”

“Ey GERÇEK aşığı, bu asalakları kıskanma, gerçek hiç bir zaman bir döneğin koluna asılmamıştır”

“Dünyada en iyi şeyler bile, kendilerini sergileyecek kimse bulamazsa hiçbir şeye yaramaz.”

“Gerçekten, insan kirli bir nehirdir. Kirli bir nehri kirlenmeden içine alabilmek için bir insanın deniz olması gerekir.”

” Babanın gizlediği şey, oğlunda bir vakit açığa çıkar. Çok defa oğul, babanın açığa çıkmış sırrıdır.”

“Yuvamızı gelecek ağacının üzerine kuruyoruz.”

“Hayata olan sevginiz en yüksek umudunuza olan sevginiz olsun ve en yüksek ümidiniz en yüksek hayat düşünceniz olsun.”

“…susuşu bana ağır geldi; çünkü bu durumda iki kişi tek kişiden daha yalnızdır.”

“İçinde kısa, sıcak, ağır, mutlu yazımın yandığı kalbim. Benim yaz kalbim. Senin serinliğini nasıl da özlemişim! Baharımın durgun gamı geçti. Haziranda görülen kar yumaklarımın hırçınlığı geçti. Tamamen yaz ve yaz öğlesi kesildim. En yükseklerde soğuk pınarlar ve mutlu bir sakinlik içinde bir yaz. Dostlarım geliniz ki, sakinlik tatlılaşsın. Çünkü burası bizim yüksekliğimiz ve bizim yurdumuzdur. Burada bütün kirliliklerden ve kötü kokulardan çok uzaklarda ve sarp bir yerdeyiz.”

“Konuşma güzel bir garipliktir. İnsan onunla her şeyin üstünden dans eder geçer. “

“Her ruha başka bir alem gerek. Bir ruh başka bir ruh için bir öte dünyadır.”

“Kelimelerin ve seslerin bulunuşu ne güzel şey! Kelimeler ve sesler sonsuz ayrıntılar arasında bir gökkuşağı ve ortada olan köprü değil mi?”

“Gülerek kendinizi geçmeyi öğrenin”

“Gerçekten, biz artık ölemeyecek kadar yorgunuz. Şimdi artık uyanık duruyor ve mezar boşluklarında yaşamaya devam ediyoruz.”

“Bir hazzı hiç kabul ettiğiniz oldu mu? Dostlarım, böylece bütün acıları da kabul etmiş oldunuz. Her şey birbirine bağlı, birbirine kenetli, birbirine aşık!”

“Kendi yangınından kendi dersini çıkarmak, daha ağır bir şeydir “

“Sonu olmayan bir iyilik ve kötülük yoktur”

KİTAP KÜNYESİ

Adı: Böyle Buyurdu Zerdüşt

Yazar: Friedrich Nietzsche, Mustafa Bahar (Çevirmen)

İlk Baskı tarihi: 1885

Sayfa sayısı: 303

Kitabın türü: Felsefe-Düşünce

Yayınevi: Kum Saati

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.